25 Mart 2009 Çarşamba

G.Saray Cafe Crown Gündemi

G.Saray Cafe Crown'da gündem yoğun. Hafta sonu alınan CASA TED Kolejliler mağlubiyetinin ardından pek de şaşırtıcı değil bu durum. Hosley ve Tolliver transferlerini burada övmüştüm ve G.Saray Cafe Crown'ın bu transferlerle birlikte seviye atlayabileceğinden bahsetmiştim. Hosley-Tolliver ikilisiyle sahaya çıkılan 6 maçta alınan yalnızca tek bir galibiyet var. Oynanan basketbol? O da kötü. Gerçi, G.Saray Cafe Crown sezon başından beri tatmin edici basketbol oynamıyor. Koray Mincinözlü göreve geldikten sonra 2-3 maç hakikaten çok sağlam bir duruş sergilediler ama arkası gelmedi, gelemedi. Çok iyi savunmacı, çok iyi mentör deniliyordu geldiğinde. Ben tanımıyordum açıkçası ama ilk 2-3 maçında hakkında söylenenlerin doğruluğunu az çok ortaya koymuştu. Devamını getiremedi belki ama en azından bir daha yapabileceğini gösterdi aynı şeyleri. Son zamanlarda çok fena teknik hatalar yapıyor saha içinde aslına bakılırsa ama daha müsait bir zamanda, daha detaylı bir şekilde değinmek istiyorum o konuya...

Tabii, takımın tepetaklak gitmesinin nedeni tek başına yeni transferler değil. Bilakis takım yenilirken sürekli takımı sırtlayan isimlerden birkaçı oldu Hosley ve Tolliver. Hosley'den bundan çok daha fazlası bekleniyor muhakkak ve play-off vakti geldiğinde de daha iyi şeyler yapacağından emin taraftarlar (oynadığı pozisyon da basketbolunu ciddi biçimde etkiliyor, o da belirleyici olacak ilerleyen zamanda); Tolliver da bir soru işareti olarak gelmesine rağmen standartların üzerinde bir form grafiği yakalamış durumda. 5-6 hafta daha bekleyip sezon bittiğinde bir değerlendirme yapmak daha doğru olabilir sarı kırmızılılar için. Zira bazı şeyler daha fazla oturabilir sistemde, uyum sorunları aşılabilir vs. vs...

Ayrıca iki de haber okudum biraz önce. Ahmet Dedehayır açıklama yapmış; "CASA yenilgisinde tüm oyuncular suçlu. Taraftarların tepkisi haklı, lig sonuncusuna yenilirsen haklı olarak tepki görürsün. Maç boyunca savunma yapamadık" diyor. E, yanlış şeyler söylemiyor da, medyaya karşı açıklama yaparken kullandığı üslubu görünce, medyada çıkan, "Dedehayır oyuncuları fırçaladı", "Dedehayır kötü oynayan oyuncuya küfür etti", "Dedehayır bayan takımının antrenmanında Müge hocaya bağırdı" haberlerine inanmamak güç. Yok, zaten bu haberlerin doğruluklarından şüphe etmiyordum (hem kaynakların güvenirliği, hem de az çok Dedehayır'ın kişiliğini tahmin edebilmem sebebiyle), havada kalan ufacık soru işaretleri de kalkmış oluyor böylece.

Diğer bir haber de Cemal Nalga ve Erdem Türetken ile ilgili. Cemal'in bir maçta (şu an aklıma gelmiyor hangi maç olduğu) oyuna sakatlığını bahane ederek girmemesi zaten herkesçe bilinen bir şeydi. Bir de Erdem çıktı üstüne. O da aynı tarzda tavırlar sergiliyormuş. Süre aldıkları falan da yok zaten ikisinin son haftalarda. Cemal bu sezon kendini biraz geliştirdi, arada çıktı 2-3 maç top oynadı, bir özür diler, sezon sonunda coach ve şube sorumlusu değişir, bir şekilde takım da kalabilir de, sen bu performansınla ve bu disiplinsizlikle nasıl takımda kalacağını düşünüyorsun diye sormak isterdim Erdem'e...

Hiç yorum yok: