28 Şubat 2009 Cumartesi

Efes Pilsen 79-75 G.Saray Cafe Crown

Antonio Graves'in yokluğunda yeni transferler Quinton Hosley ve Anthony Tolliver'ın bu akşam sahada neler vereceği çok önemliydi G.Saray Cafe Crown adına. Maça tutunabilmek için onlardan iyi katkılar almaya mecburdu G.Saray Cafe Crown. Özellikle Hosley potaya değdiremediği 2 serbest atışla, kaçırdığı boş smaçla, yaptığı top kayıplarıyla tam olarak hazır olmadığını ve idmansız olduğunu gösterdi ama ona rağmen fena değildi ilk maçını oynadığı göz önüne alındığında. Tolliver, çok fazla top kullanmamasına rağmen olumlu işler yaptı hücumda ama o da savunmada yetersizdi benim gözümde. Kaya-Kasun gibi bir pota altı gücüne, çoğu zaman tek başına karşı koymak durumunda kaldı Hüseyin. Laf ondan açılmışken, bu akşam gösterdiği performansın her zamanki gibi muazzam olduğunu söylemek gerekir. Çok fazla tekrarlamış olacağız belki ama bu sene oynadığı oyun, yaşını da göz önüne aldığımızda saygı duyulası. Biz izleyenlere bu cümleyi de defalarca tekrar ettirmeyi başarıyor, hak ediyor tabii...

Efes Pilsen ikinci periyodun ortalarında aldı kontrolü ele. 5-10 sayılık bir farkı koydu, maçın sonuna kadar da fazla yaklaştırmadı G.Saray Cafe Crown'ı yanına. Muhtemelen Graves sahada olsaydı, Efes'in 21 maçlık absürd serisi bozulabilirdi ama yine iyiydiler bu maçta da, son zamanlarda oldukları gibi. Rakip, underdog olduğu bir maçta böylesine mücadele edip böylesine direnç gösterince geri planda kaldılar gibi biraz ama özellikle ara ara yaptıkları savunmanın dozajı Euroleague seviyesinin bile üstündeydi... 

1-0'lık avantajı yakaladı Efes Pilsen bu galibiyetle olası bir play-off eşleşmesinde. Play-off'larda ciddi rakiplerinden biri olabilir G.Saray Cafe Crown, Efes Pilsen'in. Bu anlamda alınan galibiyet daha da değerli. Bu seri nereye kadar gidecek, onu da merakla bekliyoruz efendim...

27 Şubat 2009 Cuma

Mikki Moore Hızlı Başladı (!)

Moore ve Marbury Celtics'te

Patrick O'Bryant ve Sam Cassell'i karşılığında hiçbir şey almadan Sacto'ya yollamıştı Celtics kadroda yer açmak amacıyla. Celtics bench'inin P.J Brown ve James Posey'nin gidişinin ardından yetersiz olduğunu sağır sultan bile biliyor artık. Bir hamle yapılmak zorundaydı iyi veya kötü. Uzun rotasyonuna Joe Smith ve Mikki Moore'dan biri düşünülüyordu, Moore alındı Kings'den. Bench'i ayağı kaldıracak, adam edecek bir hamle değil tabii ama kopan maçların son dakikalarında oynamaktan başka bir işlevi olmayan Patrick O'Bryant'tan sonra ilaç gibi gelecek bünyeye. Diğer konuşulan isimse Stephon Marbury. Henüz resmiyet kazanmadı aslında onun durumu ama açıklaması var "Celtics'teyim" diye. Bugün imzalar atılacak, yarın geceki Pacers maçına da sahada olacakmış kendi dediğine göre. Marbury'nin durumu karışık biraz. Bir alt post'taki Kaan Kural röportajında, Kaan Kural'ın Marbury hakkındaki söylediklerine katılıyorum tamamen. Onu alıntılayıp bitireyim o halde...

"Marbury konusu biraz ilginç bana göre. Marbury tam anlamıyla delirmiş durumda. Geçen sezon 2 tane radyo programına katılmıştı, onları dinleme fırsatı yakalayabildim. Deli saçması şeyler söyledi, ne söylemek istediği anlaşılmıyordu, muhtemelen kendisi de ne söylemek istediğini bilmiyordu. Ben onun 6 aydır eline basketbol topu alıp almadığından da emin değilim açıkçası. Tabii eğer oynayabilecek durumdaysa da, ona en uygun takım Celtics. Zira Celtics'te oluşan bir yapı var; Garnett'le başlayan ve Allen-Pierce ikilisiyle devam eden. Eğer oynayabilecek bir durumu varsa bu yapının içine bir şekilde kanalize olabilir."

Kaan Kural

Buradan haber salmıştık röportaj için birkaç hafta önce. Bugün gerçekleştirdik röportajı resimde gördüğünüz gibi. Röportajı yapan Gani Can Öz (resimdeki), derleyen ve hazırlayan ben. Keyifle okumanız dileğiyle;

26 Şubat 2009 Perşembe

Tolliver & Hosley

Harika eklentiler Galatasaray Cafe Crown için. Tolliver hakkında pek bir bilgim yok açıkçası. NBDL'deki ortalamaları gayet iyi gözüküyor, sadece onu söyleyebiliyorum. Çok uzun değil ama kalıplı ve dış şut tehdidi olan bir oyuncuymuş. Şut tehdidi olan uzun ihtiyacını Hüseyin'le kapatıyor zaten sarı kırmızılılar, asıl ihtiyaç içeriyi iyi kapatacak kalıplı bir uzundu, biraz James Thomas tarzı yani. İzlemediğim için hiçbir fikrim yok tabii nasıl tarzda bir oyuncu olduğu hakkında, göreceğiz onu artık bu haftasonu oynarsa.

Hosley'i tutup anlatmamın bir manası yok burada. Geçen seneki performansının "küçük takımın büyük oyuncusu" performansı olmadığını da kanıtladı Real Madrid'de oynadığı topla. Oradan ayrılma sebebi de kötü performansı veya bekleneni verememesi gibi şeyler değil zaten, tamamen disiplinsizlikle alakalı İspanya'dan ayrılışı. Burada da o disiplinsizliği ve bencilliği sıkıntı yaratacak takım için, o ayrı mesele...

Açık ara şampiyonluk adayım Efes Pilsen'di Kerem Tunçeri'nin gelişininin ardından. Arkasına da Fenerbahçe Ülker'i koyuyordum. Hala Efes Pilsen favorim ama arkasına G.Saray Cafe Crown'ı yerleştirdim ben biracıların. Bundan sonrası tamamen Koray hocaya kalmış. Özellikle istikrarsız Gurovic, zaman zaman kendini oynayan Graves ve disiplinsiz Hosley'den iyi verim alabilirse ve takım içindeki düzeni sağlayabilirse, G.Saray Cafe Crown'ın play-off'da ilerilere doğru yürümesi zor değil bu transflerden sonra...

25 Şubat 2009 Çarşamba

Avrupa'da Baharı Görememek

Genellikle futbolda Türk takımlarımız için kullandığımız bir sözcük grubudur başlıktaki. Sorun sadece futbolda değil elbet, hatta Galatasaray bu akşam oynayacağı Bordeaux maçını kazandığı takdirde baharı görmüş olacak Avrupa'da; lakin basketbolda iflas ettik Türk takımları olarak topluca bu gece. Efes Pilsen zaten 1 ay öncesinden veda etmişti bu arenaya. Aynı şekilde Beşiktaş Cola Turka da. Dün Telekom da Benetton'a kaybederek tur şansını tüketmişti. Bugün de -zaten minicik bir umudu olan- G.Saray Cafe Crown İtalya deplasmanından çıkamadı. F.Bahçe Ülker mi? Kendi kendini infilak etti onlar tamamen...

24 Şubat 2009 Salı

Anket


Sağ üstte. Katılın. Ricadır. :)

Alıştık

"Houston Rockets'ın süperstarı Tracy McGrady'nin bugün Chicago'da ameliyat edileceği bildirildi. Daha önce sezonu kapayacağını açıklayan ancak takımın herhangi resmi bir açıklama yapmadığı durum T-Mac'in son gittiği doktorun kararıyla iyice netleşirken, oyuncunun geçireceği stres kırığı ameliyatı ile bu yılı tamamlamış olacağı vurgulandı."

Neden?

Teknosa Türkiye Kupası sonrasında Beşiktaş Cola Turka coach'u Hakan Demir, görevinden ayrıldı. Nedeni ise hala soru işareti. Çıkan dedikoduların başında, Hakan Demir'in soyunma odasında Adem Ören ve Haluk Yıldırım ile tartışması geliyor. Ancak, bu iddianın doğru olmadığını söyleyen şahıslar da mevcut. Hangisi doğru peki? Kesin olarak bir şey söylemek kolay değil ama soyunma odasında yaşananların doğru olduğunu tahmin etmek de zor değil. Tabii, sadece yaşanan ufak bir kargaşadan da gidecek değil Hakan Demir. Bunun öncesi, muhakkak olmalı.

Herhangi bir takımdaki, herhangi bir coach değişikliği önemli olabilir; ama, Beşiktaş Cola Turka'da yaşanan bu değişikliğe pek önem vermiyorum kendi adıma açıkçası. Ne değişecek yani? Sezon başından beri, sezonun bitmesi için maç oynayan bir takım var ortada ve bu, bir coach değişikliğiyle mi değişecek? "Sezonun bitmesi için maç oynayan bir takım" derken, yüreklerini ortaya koyan oyuncular - özellikle de yerliler - unutulmamalı tabii. Şu kriz ortamını başka bir kadro yaşasa, durumları çok daha kötü olabilirdi neticede...

22 Şubat 2009 Pazar

Saçmalık

Eğer vakit bulabilirsem turnuvaya dair bir şeyler karalamaya çalışacağım bir ara ama dün yaşanan rezaleti belirtmeden geçemedim.

Mükemmel bir maç izledik dün İzmir Halkapınar Salonu'nda. Ancak 2 uzatma sonucunda sona erebilen, yorulmak nedir bilmeyen, veya yorulsa da, bu yorgunluğu belli etse de, asla yılmayan takımlar, koskocaman yürekler vardı parkelerin üzerinde. Bu maçı benim açımdan mükemmel hale getiren en önemli etken Murat Kaya'ydı. Eminim, birçok kişi için de aynıdır. Bu blog'un ilk günlerinde onun hakkında yazmıştım bir şeyler, çok da fazla eleştirmiştim aslında ama bu maç gösterdiği performans için, saygıyla önünde eğilmek istedim. 32 sayısını falan geçtim, hiç umrumda değil attığı sayılar, sahadaki gördüklerim yeterli benim için.

Gelelim maç sonuna. Maçın yıldızı ödülünü Erdemir'den Hakan Demirel aldı. Kötü bir şaka olmalı bu diye düşündüm başta, daha sonra öyle olmadığını anladım maalesef. Yok yani, bir mantık çerçevesine uyduramadım bir türlü bu yapılanı. Erdemir maçı kazandığı için o takımdan birine vermek zorunda değilsin bu ödülü. Hadi, büyük bir fark olsa anlarım da, 2 uzatma oynanmış, sadece 2 sayı farkla bitmiş, çok çok yakın bir maç sonrasında taraf ayırt edilmemeliydi bu ödül için. Eğer Erdemir atıyorum 10 sayı bir fark sonucunda, rahatlıkla kazanmış olsaydı eğer bu maçı, Murat Kaya'nın bu performansına rağmen Erdemir'den bir oyuncuya gidebilirdi bu ödül, kabul edilebilirdi bu az çok. Onu da geçelim. Madem, illa ki Erdemir'den birine vermek istiyorsun bu ödülü, niye Hakan Demirel'dir bu isim? En çok sayı atan oyuncu diye mi acaba? Kritik anlarda saçmalamış, kritik serbest atışların hepsini kaçırıp G.Saray Cafe Crown'ın maça geri dönmesine ön ayak olmuş Hakan Demirel'e bu ödül... İlginç gerçekten. Üstelik yanında Antwain Barbour ve James Thomas dururken. Neyse, fazla aklım ermiyor demek ki bu işlere...

20 Şubat 2009 Cuma

Çüş Babam Afedersin!

Bildiğiniz gibi Teknosa Türkiye Kupası heyecanı başladı ve bizde tv başına geçtik. Bütün maçlarını yorumları akşam blogumuzda olacaktır ama şimdi yayınlanan Galatasaray-Antalya Belediye maçıyla ilgili bir noktaya değinmek istedim. Galatasaray'ın üçlük yüzdesi "Çüş Babam Afedersin!"i hakediyor.Buyrunuz;

12/16 üçlük isabetiyle %75

Murat Kaya 3/3
Polat Kocaoğlu 3/3
Cüneyt Erden 1/1
Gurovic 3/5
Hüseyin Beşok 2/4

7/15 ikilik isabetiyle %46

Bu arada Galatasaray ilk yarıyı 55-43 önde geçti. Ama bu yüzde böyle gitmez haberiniz olsun.

17 Şubat 2009 Salı

Nba Power Rankings

Evet sayın ve sevgili basketbol severler bundan böyle haftalık(hehe belkide iki haftalık) “Nba Power Rankings” yazılarımla sizlerle olacağım. Yazılarımda genel olarak takımların durumlarını ve haftalık performans tahminlerimi sizinle paylaşacağım. Keyif almanız dileğiyle…

1- Boston Celtics:
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki o muhteşem 19 maçlık serinin ardından alınan onca mağlubiyete rağmen ligin en üst sırasında bulunmak her babayiğidin harcı değil. Bu sene Rajon Rondo’nun da Big Three’nin yanına katılmasıyla güçlerine güç kattılar. Rondo’nun muhteşem deliciliği(-ki şu anda bu işi yapan en iyi oyunculardan) takımın kitlendiği anlarda ciddi bir hücum zenginliği katıyor. Her ne kadar KG’nin ortalamaları biraz düşsede takım savunmasının en önemli oyuncusu.

Not: Bu arada bu aralar çok yüksek yüzdeli atan House’u da bütün Celtler adına alnından öpüyorum.

2- Los Angeles Lakers:

Ocak ayı içerisinde Bynum’un giderek artan formuyla çok iyi bir performans gösteren Lakers Bynum’un Memphis maçındaki sakatlığıyla sarsıldı. Bir Bynum’dan önce ve sonra bölümü yaparsak Bynum’un kattığı pota altı hücum zenginliğini ve takım savunmasındaki görevini göz ardı etmek olmaz. Savunmada Bynum’ın ortayı kapatması içeri drive eden oyunculara zor anlar yaşatıyordu. Artık Bynum olmayacağına ve pota altını kapatamayacağını göre savunması iyi olan bir oyuncuyu(bkz: Trevor Ariza) ilk 5’e çekmek en doğrusu gibi gözüküyor. Hücum da yaşanılacak sıkıntıyla ilgili olaraktan Kobe zaten bize Msg’da bi mesaj(61) vermişti dolayısıyla bu konuya girmek istemiyorum.

Not : Bynum’un sakatlığının bir önceki kadar uzun sürmeyeceği açıklandı. Playoff’larda sahada olacak.

3- Cleveland Cavaliers:

Kral ve mahdumları Orlando’ya kaybetselerde bana göre Nba’in en önemli şampiyonluk adayı. LeBron’un bu aralar insanlıktan çıkması ve Mo’nun da görevini yerine getirmesi takım performansı için en önemli unsurlar. Big Z’de geri döndü ki pota altında bir kaç sayı bulabileceğiz. Trade deadline’a yaklaştığımız şu günlerde bir Zörbiyak trade’i Lebron James’in sıkıştığı anlarda tadından yenmez. Bana göre aradığımız oyuncu kesinlikle Mike Miller’dır.

Not: Müjde artık Gibson daha iyi şut seçiyor.

4- Orlando Magic :

Dwight Howard önderliğinde Nba’in en önemli şampiyonluk adayları arasına giren Magic kariyer senesini geçiren Nelson’un sakatlığıyla önemli bir silahını kaybetti. Nelson bu sene gerçekten çok yüzdeli şut kullanıyordu. Nelson’un sakatlığı beraberinde Hidayet’in de içerisinde bulunabileceği bir takas senaryosunu da getirdi. Doğal olarak Magic sene sonu serbest kalma hakkı bulunan Hidayet’i takasın ağır topu olarak kullanmak isteyecektir.Bekleyip göreceğiz.

Not: Orlando hakkında son söz olarak Selçuk ağabey noktayı koymuş;
“Eski bir koçum derdi ki,sokan haklıdır.Magic de soktuğu sürece haklı olacak.”

5 – San Antonio Spurs :
Parker-Ginobili-Duncan ne bilim bir Mazhar-Fuat-Özkan ya da bir Hıncal-Haşmet-Kenan Onuk(saygıyla anıyoruz) tadı bırakıyor. Nba’in en önemli üçlülerinden(hatta big-three’den sonra en önemlisi) birine sahip olan Spurs sezon başı gördükleri kabustan çabuk uyandı ve batıda 2. sıraya kadar yükseldi. Her ne kadar bench powerları fazla olmasada Spurs her zaman Spurs.

Not: İkinci bir Horry doğuyor. Matt Bonner

6- Portland Trail Blazers:

Bundan yaklaşık 1-2 hafta önce Nba Stüdyo’da Oden’ın geleceği hakkında yapılan bir ankette Kandi seçeneği beni bir hayli güldürmüştü. Oden her ne kadar sezon başında kendisinden bekleneni veremese de son haftalarda hem istatistik hem de yararlılık bakımından eskisine göre daha iyi ve Portland’ın bir adım daha ilerlemesine yardımcı oluyor. Brandon Roy ise kesinlikle ilerde Nba’in en iyi iki numaralarından birisi olacaktır. Portland demişken Bayless’dan da bahsetmemek olmaz. Sezon başında Rush takasıyla takıma kazandırılan Bayless şu anda takımın en önemli guard opsiyonu ve giderek kendini geliştiriyor.

7- New Orleans Hornets :

Bu sene sakatlık bakımından Galatasaray’ı andıran New Orleans’da David West ve Chandler’ın sakatlığının ardından Paul’ün de sakatlanması keyifleri baya bir kaçırmıştı. Stojakovic’in de biraz hareketlenmesiyle sakatlıklara rağmen birkaç maç kazanan Hornets benim Batı’da Lakers ve Spurs’den sonra en önemli şampiyonluk adayım. Sonuçta bu takım –her ne kadar bir türlü istikrar yakalayamasalarda- CP-Peja-West-Chandler gibi Nba’in önemli dörtlülerinden birisine sahip.

8- Denver Nuggets :

Sezon öncesi yaptıkları Billups takasıyla takımın kimyasını değiştiren Nuggets bu takastan karlı çıkmış gözüküyor. Hücumda ve savunmada artık daha düzenli oynuyorlar.Nene’de kendine gelmiş gibi gözüküyor.

9- Houston Rockets:

Aslında Rockets hakkında söylenecek çok da fazla bir şey yok. Sanıyorum ki Roxlar Yao dışında bekledikleri performansı hiç kimseden alamadılar. T-Fake’in ikidebir sakatlanması,Artest’in gerek savunmada gerek hücumda beklenen katkının çok uzağında kalması,Battier’in ise peformansının düşmesi şampiyonluk adayı olarak başladıkları sezonda hedeflerinden çabuk sapmalarının en önemli nedenleri.(ne uzun cümle oldu be!)Sezon sonunda ne mi olur? Playoff ilk turunda elenir, Texas’a dönerler.

10- Atlanta Hawks:

“Neydi ne oldu” diyerek başlamak istiyorum Atlanta bölümüne.Son 3-4 senedir Nba’i takip eden biri olarak Atlanta’nın sezonu 25 galibiyetle kapattığı yılları hatırlayınca insan şaşırıyor Hawks’ın şu anki hallerine.Joe Johnson önderliğinde takım kimyasını çok iyi oturtan Hawks Bibby’nin de takıma katılmasıyla güçlerini bir seviye daha arttırdılar. Josh Smith ise takımı için her şeyi yapıyor.Bir önceki sene Celtics’i ne kadar zorladıklarını düşünürsek onlardan playofflarda bir sürpriz bekleyebiliriz.

11- Miami Heat:

Onlar da şu anda doğuda 5.sıradalar ve bana göre istedikleri yerdeler. Draftın 2.sırasından seçtikleri Beasley daha çok dışardan oynuyor ve ondan pota altından bir türlü gerekli katkıyı alamıyorlar.Pat Riley’de b sorunu çare bulmak amacıyla trade deadline yaklaşırken Marion-JO takasını yapıverdi.”Boru” kontratına rağmen JO her zaman Nba’in kalburüstü oyuncularındandır ve takıma ekstra bir güç katacağı kesin.

12- Phoneix Suns:

Valla ne desem bilemiyorum bu takım birkaç sene öncesine kadar şampiyonluk adayı değil miydi? Steve Kerr sağolsun takım şimdi Playoff’a giremiyor. Bu aralar Amare için bir takas arıyorlar ama bakacağız.Shaq’ın biten kontratını da düşünürsek yeniden bir yapılanmaya girmeleri muhtemel.

Son dakika notu: Terry Porter’ın yerine yardımcısı Alvin Gentry göreve getirilmiş.Hayırlısı…

13- Philadelphia 76’ers:

Aslında off-seasonda yaptığı hamleyle Doğu’da iddialı bir hale gelmişti 76’ers.Ancak Elton Brand’in sakatlığı ve çok etkisiz bir sezon geçirmesi eski günlere dönmelerini sağladı. Iguodala ise hem savunma hem hücümda kendisinden beklendiği gibi önemli katkı veriyor.Onlarda şu anda konferanslarında 6.sıradalar ve olası bir Orlando eşleşmesinde Elton Brand’in sezonu kapattığını da düşünürsek şansları yok denecek kadar az.

14- Dallas Mavericks :

Son haftalarda formu yükselen takımlardan biri Dallas. Kidd’in giderek artan performansıyla yeniden playoff sıralamasında 7.sırayı aldılar. Nowitzki ise bildiğimiz gibi demek yanlış olmaz. Ayrıca sakatlanan Jason Terry’nin de sakatlanması takımın yükselişe geçtiği şu günlerde Dallas adına şanssızlık olmuş.

15- Detroit Pistons :

2-3 sene önce bana birisi bir power rankings yapacaksın ve Detroit’i 15.sıraya koyacaksın deseler muhtemelen cevabım hass.ktir şeklinde olurdu. Ama Detroit bu sene Michael Curry’le birlikte saçma sapan bir düzenle oynuyor ve senelerdir sürdürdüğü istikrarı bu sene kaybetmiş durumda.

16- Utah Jazz :

“Efsane geri döndü” desek yeridir Boozer hakkında(Bu sene sadece 12 maç oynayabildi).Adam gibi oynadığı 2 senenin ardından böyle bir şey yapması bekleniyordu zaten. 9 takımın playoff için mücadele ettiği batıda başarıya ulaşmak için Deron Williams’ın vitesi yükseltmesi lazım.

17- New Jersey Nets:

Devin Harris’in oyununu birkaç seviye arttırmasıyla bu sene kendilerini playoff mücadelesi içinde buldular. Harris’in yüksek performansı Carter’ı da etkilemiş gözüküyor ki o da kariyerinin en olgun dönemlerinden birini geçiriyor. Brook Lopez’de kendini geliştirmeye devam ediyor. Trade deadline öncesinde dedikoduları yapılan Carter trade’i de onların geleceğini belirleyecektir.

18- Milwaukee Bucks:

Milwaukee’de tıpkı New Orleans gibi sakatlıktan en fazla çeken takımlardan. Redd ve Bogut’un arka arkaya sakatlanması takımın sezon başındaki playoff umutlarını tüketmiş durumda. Onlar için sevindirici tek nokta rotasyonda çok fazla süre bulamayan oyuncuların sakatlıklar sonucu performanslarını arttırmış olması.

19- Chicago Bulls:

Bana göre bu senenin hayal kırıklığı yaratan takımlarından biri de Bulls. Kağıt üzerinde genç ve dinamik bir kadroya sahip olabilirler ama tecrübesizlik bir türlü istikrar yakalayamamalarını sağlıyor.Bu arada Tyrus Thomas ve Derrick Rose ileride iyi bir ikili olabilirler. Bu arada Hughes’u göndermişler hayırlı olsun.

20- New York Knicks:

Takım düzenleri baştan sona değişmiş(koç,oyuncular,oyun stili)olan bir takımdan çok da fazla bir şey beklememek gerektiğini düşünenlerdenim. David Lee,Al Harrington bu sene yüksek performansla oynuyorlar ve ellerinden geldikçe Nba’in şampiyonluk adaylarını Msg’da zorlamaya çalışıyorlar.

21- Golden State Warriors:

Nba’in açık ara farkla en kötü savunma yapan takımı olan Warriors doğal olarak maç kaybetmeye devam ediyor. 3 tane iyi skorer olmasına rağmen Biedrins ve maç başına 2.19 bloklar oynayan Turiaf dışında savunma yapan yok ve bu mentaliteyle giderlerse gelecek seneleri de bu seneden pek bir farkı olmaz.

22- Toronto Raptors:

Bana göre bu senenin açık ara farkla en çok hayal kırıklığı yaratan takımı kesinlikle Raptors’tır. Bir önceki sene Bosh- Calderon ikilisiyle iyi bir düzen kuran Raptors bu sezon başında Jo’ı kadrosuna katmıştı.Ancak O’Neal’ın sakatlığı Nba’in en iyi uzun ikililerinin birisinin oluşmasını engelledi.Bakalım Marion takası onlara neler katacak?

23-Indiana Pacers:

Indiana hakkında bu sene oturduk Granger’ın gelişimini ve tek kişilik şovunu izliyoruz diyebiliriz. Bu sezon sahalarında sürpriz galibiyetler almış olsalar da tecrübesizlik onların en önemli sorunu. Dunleavy ve T.J Ford’un da sakatlıkları onları kötü yönde etkileyen bir başka unsur.

24- Minnesota Timberwolwes:

Al Jefferson önderliğinde ligde kısa da olsa iyi bir dönem geçirdiler ve arka arkaya galibiyetler almayı başardılar. Al Jefferson’ın sakatlanmasıyla bana göre Nba’in kağıt üstünde en kötü kadrosuna sahipler. Kevin Love,Jefferson’ın yokluğunda kendini geliştirebilirse gelecek sezon için umutlanabilirler.

Not: Bu sene gösterdiği akıl almaz performansa rağmen Al Jefferson’ı All-Star seçmeyen bütün koçları esefle kınıyorum.

25- Memphis Grizzlies:

OJ Mayo-Rudy Gay-Gasol gerçekten bana çok umut veriyorlar gelecek sezonlar için.O.J Mayo daha şimdiden takımının en önemli oyuncusu durumunda.Rudy Gay ise giderek kendini geliştiriyor.Gasol da abisinin izinden devam ediyor desek yanlış olmaz heralde.

26- Charlotte Bobcats:

Öncelikle belirtelim ki Majesteleri yöneticilikte oyunculukta olduğu kadar başarılı değil.Bunun son örneğini açık olarak Morrison-Radmanovic takasında görmüş olduk.Kısacası bu sene de onlar için bekledikleri kadar iyi geçmedi.Onlar için hedef bu organizasyonun birkaç sene içinde playoff mücadelesi vermesi.Peki bu kolay mı?Hayır.

27- Oklohama City Thunder:

Ahanda şuraya yazıyorum bu takım birkaç sene sonra Nba’in en önemli takımlarından biri olur.Neden derseniz All-Star kalibresinde bir forvet,delici bir Guard ve atletik bir tamamlayıcı.Bu oyuncuların seneden seneye kendilerini geliştireceklerini düşünürsek,bu playoff mücadelesi olayının çok zor olmadığını düşünüyorum.Durant’i de zevkle takip ediyoum.

28- Los Angeles Clippers:

Camby’yi alalım,Baron Davis’i alalım yetmez bir de Zach Randolph’u alalım hepsini yan yana koyup oynatalım. Clippers’ın off-season politikası aynen böyleydi ve doğal olarak ellerinde patladı bu politika. Bu sene onlar adına tek olumlu şey tabiî ki Eric Gordon.Onu da tıpkı Durant gibi yakından izliyorum.

29- Washington Wizards:

Artık bu sezon onlar için bitti ve önlerindeki sezona bakıyorlar. Gelecek sezon ise Arenas döner bir şeyler yapar olmazsa ileriki yıllarda yeniden yapılanmaya gidecekleri kesin.

30-Sacremento Kings:

Jason Thompson,Spencer Hawes bunlar yetenekli çocuklar.Bıraksın Kenny Natt oynasın bu çocuklar kendilerini geliştirsinler. Ayrıca çok hareketli bir offseason geçireceklerini öngörmek çok da zor değil.

16 Şubat 2009 Pazartesi

15 Şubat 2009 Pazar

All-Star Cumartesi Gecesi


Şubat ayı deyince neredeyse her basketbolsever gibi benim de aklıma All-Star haftasonu geliyor(Biliyorum bu post biraz geç oldu ama malum okul sebebiyle Mesut Başkan’ın da söylediği gibi post aralıkları çoğalıyor). Dün gece Durant’ın rekor kırarak damgasını vurduğu Rookie-Sophomore maçından sonra sıra NBA yetenek yarışmalarına geldi. Klasik olarak düzenlenen 3 Sayı, Yetenek, Smaç ve Shooting Stars’dan farklı olarak bu sene H-O-R-S-E adlı bir organizasyonda yapılacak ama tam bir bilgim yok. Bu arada Shooting Stars demişken, hep aynı takımlar be arkadaş. Aynı kadeh aynı mey;

2009 HAIER SHOOTING STARS:

San Antonio: Tim Duncan, David Robinson, Becky Hammon
Detroit:Aaron Afflalo, Bill Laimbeer, Katie Smith
Los Angeles: Derek Fisher, Michael Cooper, Lisa Leslie
Phoenix: Leandro Barbosa, Dan Majerle, Tangela Smith


Not:NBA All-Star Cumartesi gecesi saat 03.30 da başlıyor.

İyi seyirler…

Son dakika edit: Horse”Geico” başlamış da haberimiz yok…

http://www.justin.tv/kobelakers1022

14 Şubat 2009 Cumartesi

Marco Jaric & Eddie Griffin


Başrolde Jaric var ama Griffin daha bir yarıyor insanı. Sana yakışıyor mu daha tersini, düzünü bilmeyen adam Adriana ...?

Not: YouTube'u kapalı olanlar için keyword'u verelim; "Marko Jaric funny accident". İki post alttaki Donyell Marshall videosunun keyword'u de; "Donyell jersey"...

Kaan Kural Röportajı

CelticsTR'nin açılışının haberini vermiştik buradan. Eh, Türkçe bir Celtics sitesi açıp, bu topraklar üzerindeki en büyük Kelt ile bir röportaj patlatmamak olmazdı. :) Röportajı site için yapacağız ama buraya da koyacağım tabii. Eğer sormak istediğiniz bir şeyler varsa yorum bölümüne beklerim, çok fazla da vakit yok gerçi, bir an önce göndermek istiyoruz soruları. Şimdiden teşekkür ediyor ve bizi takip etmeye devam edin diyoruz.

Donyell Marshall

Durant Yargıladı

Tatilin bitmesi okulcu blogger'ları ve dolayısıyla bizi de teğet geçmedi maalesef, son post pazar günüydü, bu post da gördüğünüz üzere cumartesi sabahı geliyor, 6 gün var arada. Suç bende. Gece NBA'yi takip etmek için akşam yatıp, gecenin 3'ünde kalkıp, maçı izledikten sonra okula gidip, geldikten sonra birkaç saat ayakta durup, yine yatıp, yine gece kalkıp, yine sabah okula gidersen olur böyle haliyle tabii. Neyse...

Bir önceki post'ta Sports Illustrated'in kapağını vermiştik Lofton'ın 47 sayısının vasıtasıyla, Durant'in 46 sayısının üstüne post'u bu resimle süslememek olmazdı. Yeri geldi attı, yeri geldi attırdı, yeri geldi top çalıp fast-break'leri başlattı, yeri geldi bir ribaunt canavarına dönüştü. Ürettiği 46 sayı, bu maçın tarihindeki en yüksek skor olarak kayıtlara geçti. Bundan önceki rekor 2004 yılındaki 36 sayısıyla Amar'e Stoudamire'a aitti. Onun arkasından 33'er sayıyla Lebron James ve Daniel Gibson geliyor. Anlatılacak gibi bir performans değildi Durant'ın dünkü performansı. Şöyle diyelim kısaca: Maçın bitmesine 13 dakika var. Çaylaklar 13 sayı farkla önde. Durant üçlüğü gönderiyor, gönderiyor ve gönderiyor. Fark iki ve takımlar mola için bench'e doğru yol alırken kalan süre 12 dakika...

Büyük oyuncu olacak ultra şeyler olmazsa, çok umutluyum. Alıyor, veriyor... Neyse.......

8 Şubat 2009 Pazar

Chris Lofton & Sports Illustrated

Boşuna değil bu kapakta, bu ... (sıfatı siz koyun artık)...

6 Şubat 2009 Cuma

Çetin Yılmaz #1

Efes Pilsen - M.A. Selçuk Üniversitesi maçı sırasında, Mario Kasun kenarı gelirken; "Kasun'un kolları da resim defteri gibiymiş..."

5 Şubat 2009 Perşembe

Three!

Phoneix’de yapılacak olan 58. Nba All-Star organizasyonun yaklaşmasıyla her şey yavaş yavaş belli olmaya başlıyor. Bildiğiniz gibi daha önce kimlerin mücadele edeceği açıklanan diğer organizasyonların (T-Mobile Rookie Challenge , All-Star kadroları , Sprite Slam Dunk , Playstation Skills Challange) tersine kimlerin yarışacağı belli olmayan tek organizasyon Foot Locker 3-Point Shootout’un da yarışmacıları belli oldu. Bakınız ;

Jason Kapono (Raptors)Danny Granger (Pacers)Rashard Lewis (Magic)Mike Bibby (Hawks)Roger Mason JR (Spurs)Daequan Cook (Heat)

Tabi listeyi verdikten sonra bir tahmin vermemek olmaz.

Favori: Jason Kapono

Plase : Danny Granger

Süpriz : Daequan Cook (Gönlümden geçen)

by zubizaretta

4 Şubat 2009 Çarşamba

Kayıplardayız

BC Kyiv 95-62 G.Saray Cafe Crown

Sezonu Kapatan Adam

Omzu çıkmıştı son maçta. Ameliyat olmamayı tercih ederse 3 ila 12 hafta arasında takıma geri dönebilecekti Nelson, ameliyat olma yolunu seçti ve sezonu erken kapatanlar kervanına katıldı. Bu sezonki performansıyla Magic'in en önemli elemanlarından biri haline gelmişti. Hidayet'in geçen sezona göre daha kötü şut attığı bir ortamda, onun şut yüzdesini yükseltmesi Magic'in şu anki derecesinde en önemli unsurlardan biri. Magic organizasyonunun önünde iki seçenek var. Ya Hidayet'i kullanıp büyük bir takas girişiminde bulunacaklar; ya da veteran bir point guard'a yönelecekler. Bunların dışında Hidayet'in maç içinde point guard'lık görevini üstlenmesi gibi bir durum da söz konusu ki, zayıf buluyorum ben bu ihtimali...

Celtics vs. Lakers

Fotoğraftaki 5 numara takımının son maçında grip olduğu sebebiyle sahaya çıkmazken, yanındaki 24 numaralı dün gece 61 sayıyla MSG rekorunu kırdı. Sezondaki ilk maçı Lakers Staples'ta kazanırken Bynum da parkelerin üzerindeydi. Bu maçta olmayacak. Bynum'un son maçlardaki form düzeyini de göz önüne alınca, talihsizlik olarak nitelendirebiliriz bu durumu Lakers adına. Pes edecek niyetleri yok ama, bunu da gösterdiler. Takım olarak olmasa da, başı çekenler, yani Gasol ve Kobe dün gece Knicks karşısında toplam 92 sayıya imza atarak, Celtics'e bize bekle mesajını verdiler. Celtics cephesinde işler tıkırında. 11 maçlık bir galibiyet serisi var. Yaklaşık 1 saat sonra 76'ers deplasmanında olacaklar. Garnett grip yüzünden yine sahada yok. Sıkıntılı bir maç olacağı kesin, ama Celtics yine de favori. Seriyi 12'ye çıkarabilmeyi başarırsa Celtics, bu maç daha da büyük bir önem arz edecek, zira iki takım arasındaki ilk maçtan önce Celtics'in 19 galibiyetlik bir serisi vardı ve Lakers o maçla birlikte seriye noktayı koyan takım olmuştu. Şüphesiz, niyetleri ve istekleri yine aynı yönde olacak. Ancak... Bu kez Drew'sizler ve belki daha da önemlisi Banknorth Garden'da olacaklar...

3 Şubat 2009 Salı

Euroleague Grup Değerlendirmeleri

Evet arkadaşlar, ilk yazımda Top 16 grup değerlendirmelerimi ve tahminlerimi sizlerle paylaşacağım.Keyif almanız dileğiyle.

E Grubu: Tau Ceramica, Olympiacos, Armani Jeans Milano, Asseco Prokom

E grubu diğer gruplara nazaran çekişmenin daha az yaşanacağı bir grup olacaktır. Tau Ceramica sezon başında takımın en önemli oyuncularından biri olan Planinic’i kaybetse de hala Euroleague’de belki de son senesini geçiren Splitter önderliğinde F4 adaylarından biri. Olympiacos ise büyük başkan Kokkaris önderliğinde bu senenin tartışmasız transfer şampiyonu. Grubunda zaman zaman istikrarsız sonuçlar alsa da kadro derinliği bakımından Avrupa’nın en iyilerinden. Prensip olarak ilk turlarda kendisini çok zorlamayan Theo Papaloukas ve henüz kendisinden bekleneni veremeyen Vujcic’in vites yükselteceğini düşünürsek, kırmızıların form tutacağı kesin. Bu arada sakatlanan ve uzun süre parkelerden ayrı kalacak olan Childress’in yerine oyun kurucu arayışında olan Olympiacos yöneticilerine "Efsane Fotospor" aracılığıyla beni alın mesajı gönderen ve imzayı atan Jannero Pargo da Top 8 yolunda önemli işler yapacaktır.

Diğerlerine geçersek... Diğerleri diyorum çünkü, onların bu grupta Top 8 yapma şansları çok çok az. Armani Jeans Milano her ne kadar son 6 maçından 5’ini kazandıysa da o gruptan çıkmasının tek nedeni tarihinin en başarısız sezonunu geçiren Efes Pilsen’dir.(Şimdi o konuya girmiyorum, ayrı bir yazı konusudur) Prokom ise 2-8 galibiyet oranıyla Top 16’ya yükselen en başarısız takım ve tıpkı Armeni Jeans Milano misali prestij mücadelesi vereceklerdir.

Grup tahmini: Olympiacos, Tau Ceremica

F Grubu: Barcelona, Real Madrid, Maccabi, Alba Berlin

F grubu çok çekişmeli geçecek üçlü bir mücadeleye sahne olacaktır. Barcelona’nın uzun süredir şampiyonluk yolunda bu kadar favori gösterildiği ve iddialı olduğu bir Euroleague sezonunu hatırlamıyorum. NBA’de 1 sezon oynadıktan sonra geri dönen Navarro önderliğinde hücumda etkinliğini arttıran Barca, takım savunmasını da epey ilerletmiş durumda.(sadece 2 maçta 70’in üzerinde sayı yediler.) Ersan’ın da bir önceki ACB play-offlar'ından beri artan formu doruğa ulaşmış gözüküyor. Real Madrid ise Efes Pilsen’in de olduğu grubu CSKA’nın ardından 2. sırada bitirmişti. Reyes’in yanına Van Den Spiegel takviyesiyle pota altını sağlama aldılar ancak bana göre en önemli sorunları 1 numara pozisyonunda, yani 1 numaralı opsiyonlarının tecrübesiz Llull olması. Llull sezon içinde bazı maçlarda patlama yaptıysa da -ve biz fantasychallengecı’ları da mutlu ettiyse de- Top 16’ daki kritik maçları kaldıramayabilir. Dünyanın en büyük derbisinde yani nam-ı değer “El Clasico” da ise gülen taraf her iki salonda da Katalanlar olacaktır. Maccabi ise Top 16 öncesi kadrosunu iki eski GSCC’li oyuncuyla takviye etti. Dee Brown transferiyle guard pozisyonunu 2 NBA patentli oyuncuya teslim eden Maccabi, sert Avrupa basketbolunda risk almışa benziyor. Ama eğer Dee ve Arroyo kendilerinden çok takımı oynatmaya çalışırlarsa ve topu frontcourta indirirlerse Maccabi adına yararlı olacaklardır.Gaines’e gelirsek, aslında onun çok fazla süre alabileceğini düşünmüyorum. Benchten enerji getirmeye çalışacaktır. Bir de unutmadan... Marcus Brown gibi Avrupa’nın en “winner” oyuncusunun da Maccabi’de olduğunun altını çizelim. Alba Berlin’e de Nev’den “Zor” adlı parçayı gönderelim.

Grup Tahmini: Barcelona, Maccabi

G Grubu: Unicaja, Lottomatica Roma, Panathinaikos, Partizan

Neredeyse bütün turnuvalarda bir “ölüm grubu” bulunur. G grubu belki kadro kalitesi açısından değil ama, mücadele açısından tartışmasız Top 16’nın ölüm grubudur. 4 takımın da Top 16 şansı olduğu grupta değerlendirmeye Unicaja Malaga’yla başlayalım. Malaga 8-2’lik galibiyet oranıyla ilk turun en başarılı takımlarından biri ve bu başarının bir bölümünü Haislip’siz yapmaları onlar için umut verici bir durum. Pota altında Haislip-Archibald-Ndong gibi bir üçlüye sahipler. Lottomatica Roma ise özellikle Sani Becirovic'in üstün performansı sayesinde grubunu 2.sırada tamamlamayı başardı. Daltonlardan Hutson ve Brezec’le de iyi bir pota altı ikilisine sahipler ve Top 8 için şanslarını deneyecekler. Panathinaikos ise bir önceki sene büyüklere yatan Sivasspor misali. Bir türlü bir önceki turun güçlü ekipleri karşısında başarıya ulaşamadılar(1-3 Siena ve Barça’ya karşı). Dış oyuncularının performansı onların Top 16 kaderini belirleyecek. Partizan ise her zaman olduğu gibi genç yetenekleri Avrupa piyasasına sürüyor. Bir önceki sene Pekovic’le bu geleneği sürdüren Partizan’ın bu seneki en önemli mamülü Milenko Tepic ilerde Avrupa’nın en önemli dış oyuncularından birisi olacaktır. Bana göre onların Top 16'daki şansları azımsanmayacak kadar. Bu arada "PIONIR Arena" büyüsünü de unutmamak lazım.

Grup Tahmini:Unicaja, Panathinaikos



H Grubu: CSKA Moskova, Montepaschi Siena, Fenerbahçe Ülker, Cibona Zagreb

Coach Ettore Messina yönetiminde, Avrupa’nın en iyi kadrosuna sahip CSKA’nın gerek iç, gerek dış güzelliklerini söylemeye gerek yok sanıyorum. Giren çıkan hiçbir oyuncu birbirini aratmıyor ve takımda Siskauskas dahil hiç kimsenin yeri doldurulamaz değil. Onları bu grupta ve Euroleague takımları arasında devirebilecek bir takım göremiyorum. Siena ise Ergin Ataman’dan beri işleyen makine düzenini sürdürmeye devam ediyor. Pota altında Lavrinovic, pis işlerin adamı Stonerook, atletik forvet Sato ve bir sene önce yakaladğı çıkışla Avrupa’nın elit guardları arasına giren McIntyre takımın en önemli silahları. Fenerbahçe Ülker ise taraftar desteğini arkasına aldığı zaman durdurulamaz bir takımdı, ta ki Solomon’un yerine Green takıma dahil olana kadar. Fenerbahçe Ülker’in Green’le Top 8 yapması bana göre imkansız. Green belki tempo basketbolunda etkili olabilir ama sete set kalındığında hem hücumda hem savunmada yetersiz. Planinic ve McIntytre karşısında ne yapacağı merak konusu.(yazıktır ezmeyin çocuğu). Cibona ise başta Prkacin olmak üzere, tecrübeli oyuncuları kadrosuna katmıştı. İstikrarsız bir performans sergileyen Rawle Marshall’la yolları ayırdılar. Onların da gruptaki şansları yok denecek kadar az. F.Bahçe Ülker ve Cibona sadece kendi evlerinde birbirlerini yenebilirler.

Grup Tahmini: CSKA, Siena

"Speical thanks to Cem PEKDOĞRU".

Not: Bu değerlendirme, ilk maçlar oynanmadan önce yazılmıştır; dikkate alına...

by zubizaretta.

Blog Kadrosu Artık 2 Kişi

"Artık" gibi bir ifade kullanmışım da, mantıksız olmuş, onu şimdi farkettim. 1 kişiyle kadro mu olurmuş lan? Tek kişilik dev kadro, ehehe... (tamam, gecenin 5'inde bu giriş için özür diliyorum) Evet, iğrençliklerimizi yaptıktan sonra haberimizi verelim. Blog'da bundan böyle 2 kişi yazacağız artık. Batug.com semalarından sevgili Mehmet de yardımcı olacak bana, zubizaretta nickname'i ile. Herhangi bir sınırlama yok. Yani sadece Euroleague veya sadece NBA yazmayacak; Türk basketbolunu da, Avrupa basketbolunu da, Amerikan basketbolunu da takip ediyor. Her türden yazıyla da karşımızda olacak. Tabii, Euroleague konusunda diğerlerine nazaran daha bilgili olduğunu da aktaralım.

Tekrardan hayırlı uğurlu olsun Mehmet, hoşgeldin blog ortamına. :)

2 Şubat 2009 Pazartesi

Andrew Bynum

Çok fazla uzun yazacak, geriye saracak vaktim yok. Özetle; geçen senenin tamamını sakat geçiren Bynum, Lakers'ın Grizzlies'a karşı oynadığı maçta Kobe Bryant tarafından sakatlandı. Büyük bir talihsizlik söz konusu onun adına. Bundan önce de böylesine dramatik bir Grizzlies anısı mevcut Bynum'un. Lakers adına ne önemde olduğunu anlatmaya gerek yok; finallerde Celtics'e karşı oynanan maçların her dakikasında, her saniyesinde hissedildi zaten bu. Bu sezon Lakers, Celtics karşısında kazanırken sahadaydı, her ne kadar çok etkili olamasa da. Son 10 günlük süre zarfında harika bir form tutturmuştu. Haftanın oyuncusu ödülünü kendi ortalamasının çok üstündeki ortalamalarla kapmıştı.

Perşembe gecesi TD Banknorth Garden'da olacak mor menekşeler. Bynum'lu kadrolarıyla, özellikle de şu form durumundaki Bynum ile iddialılardı oldukça; lakin Bynum'un bu maçta sahada kesinlikle olmayacağını söyleyebiliriz. Henüz tam olarak netleşmiş durumda değil sakatlığının durumu ama sezonu kapama ihtimallerinin konuşulduğu bir ortamda 2 gün sonraki maçta sahada olmasını beklemek biraz hayalcilik olacaktır.

Onsuz Lakers, perşembe gecesi Türkiye saati ile 03.00 civarlarında Celtics karşısında. İzlemeye değer bir maç olacak şüphesiz...

Lamar Johnson

Lige bomba gibi girmişti Aliağa Petkim, ancak yaklaşık son 1 aylık sürece baktığımızda fena tökezlemiş durumdalar. Sürekli kaybediyorlar, ki 4 maçlık bir mağlubiyet serisi bile yapmışlardı (üstelik bu kaybedilen maçlardan biri Erdemir'e karşı, 82-45'lik gibi bir skorla). Bu haftasonu, gelenin geçenin vurduğu CASA TED Kolejliler'i mağlup etmeyi başarabildiler; ama kötü haber de bu kez Lamar Johnson'dan geldi. CASA TED Kolejliler maçında sakatlanan Johnson'ın serçe el parmağında kırık tespit edilmiş. İzmir'e geldi geleli 2 hafta oluyor daha. Bu arada seri mağlubiyet, sakatlıklar derken "acaba play-off yapar mı?" dediğimiz Aliağa Petkim de küme düşme potasına doğru hızla ilerliyor, hatta bu hafta da eğer kaybetmiş olsalardı; M.A. Selçuk Üniversitesi, Erdemir, Kepez ve CASA TED Kolejliler'den oluşan alttaki dörtlü, "sen gel bakayım şöyle yanımıza" diyecekti Aliağa'ya...

Memo Basketi Buluyor

NTV, Mehmet'in 43 sayısı için bir video hazırlamıştı, içinde tüm sayılarını içeren. Sanırım Memo 43 atalı bir 3 hafta geçmiştir; ama NTV ve NTV Spor, bu video'yu kafadan 2 haftadır veriyorlar sürekli. Bilmiyorum son günlerde ne durumda, pek bakmadım, zaten çok da televizyon falan izlemiyorum. Ama istisnasız - özellikle NTV Spor'da - her reklamda karşıma çıkıyordu. Tamam, 43 atması bizim adımıza önemli, tekrar tekrar o rekorlardan bahsetmeye gerek yok da, yeter be abi...

"Memo basketi buluyoo", "Memo atmaya devam ediyoo", "Üç sayılık atışı isabetlii",  "Kırk biiiir", "Kırk üç oldu".

Vallahi billahi, aklıma kazındı......