9 Ocak 2009 Cuma

Çözüm Biber Gazı

Budur çözüm, var mı daha basiti? Sokakta, havada, karada, statta sık biber gazını, hallolup bitsin bütün meseleler, dertler. Ama, birazcık kafanı çalıştırıp kapalı bir spor salonunda sıkma be abicim şunu. Sırtında kocaman bir "Polis" yazısı var, öğretmediler mi sana bu naneyi nasıl kullanacağını veya sen hiç mi düşünmüyorsun biber gazının kapalı alanda yapacağı etkiyi? Düşünmüyorsun belli ki, olan biber gazını taraftarın üzerine - dolaylı yoldan salona - bocalamanın başka bir açıklaması olamaz zira.

İnanılmaz manzaralar seyrettik 3 gün içinde, Ankara-İzmir hattında. Ankara'daki salon boşaltma olayını bir daha anlatmaya gerek yok, olayı siyasi boyutlara da çekmek istemiyorum, polis o gruba hiçbir müdahelede bulunmadı deyip geçeyim. İzmir'de olanlar ise, gerçekten vahşice, çok ama çok vahşice. Oradaki taraftar bir taşkınlık çıkarmış olabilir; göremiyoruz biz ekran başından neler olduğunu, olayların akıbetini bilmiyoruz. Varsayalım, polisin müdahelesine gerek duyulan bir durum meydana geldi; böyle mi çözülür bu olay? Öldüresiye sıkılır mı biber gazı bir insana? Öldüresiye coplanır mı bir insan? Bilmeyenler için. Biber gazının yanında cop da girdi devreye tabii; o copların birinden nasibini fena almış Galatasaraylı bir taraftar; kafası feci bir şekilde yarılmış. Çıkıyor, Aliağa Belediye başkanı; "bizim taraftarımızı yok sayıyorlar, hakaret edip, el-kol işaretleri yapıyorlar, buraya gelen taraftarlar bizim taraftarlarımızı yok sayıyorlar, bizim de seyircimiz var" cümleleri ekseninde bir şeyler söylüyor. Bizim, sizin olayı mı var bunun başkanım? Sahadaki oyuncu nefessiz kalmış, tribünde kıytırık sebeplerden dolayı insanların kafası yarılmış, salondaki insanlar nefes almakta güçlük çekiyorlar, sen neyden bahsediyorsun?

Maç üzerine ayrıntılı bir şekilde konuşacak bütün isteğim, arzum kayboldu inanın şu olaylardan sonra. Kabaca bir paragrafla geçelim yine de... İlk devrede oluşan 17 sayılık farkta çok iyi savunma örneği gösterdi G.Saray Cafe Crown. Reese'den yoksun A.Petkim'in en büyük silahı Fatih'e top aldırtmamak için sürekli ikili sıkıştırmalar geldi, ona gelen ikili sıkıştırmalar sebebiyle Charles Davis ve Roderick Wilmont hatrı sayılır bir skor üretti ama işin hücum tarafını da iyi oynayan G.Saray Cafe Crown'un skorunu karşılamadı bu tabii. Son çeyreğe de bu 15 sayılık farkı koruyarak girdi sarı kırmızılılar, biber gazı vs. olaylarından etkilendiler belli ki; fark 3'e kadar düştü oyunun sonlarında. Hüseyin, Atkins'in kaçan serbest atışında ribaundu alıp, pozisyonu basketle bitirip, üstüne bir de faulü alınca fark orada 7'ye çıktı, maç da G.Saray Cafe Crown tarafına geldi (68-78). Canlı maç anlatımı bu karşılaşmada arızalıydı; ayrıntılı istatistikler yok ama Hüseyin'in 19 sayı 13 ribauntluk, Atkins'in 18 sayılık, Graves'in 17 sayılık performanslarını belirtelim yine. A.Petkim'de en çok göze çarpan Fatih Solak 19 sayıyla, Wilmont'un da 17 sayısı es geçilmemeli. İki haftadır Halil Üner deyimiyle, Reese'in yokluğunda şapkadan tavşan çıkaran Bora da çok silik bir maç oynadı bugün...

Hiç yorum yok: