17 Ocak 2009 Cumartesi

Telekom Aldı Götürdü

Son 7 maçının 5'ini kaybeden Türk Telekom, Ayhan Şahenk'te G.Saray Cafe Crown'u 92-76 mağlup ederek, son haftalarının formda takımının havasını aldı bir nevi.

Maç öncesi yazdığım post'ta Cemal ve Atkins'in durumlarını bilmiyordum; maçı izlemek için ekranın başına geçtiğim zaman öğrendim durumları ancak. Türk Telekom, Panellinos karşısında Dudley ve Lang'den yoksun oynamıştı. Onlar bugün sahadaydılar. G.Saray Cafe Crown, sıcak sakatları Cemal ve Atkins'in yanında Milojevic'ten de yoksundu. Geçen hafta takımdan ayrılan Zizic'in boşluğu da henüz doldurulamamıştı.

Sezon başından bu yana G.Saray Cafe Crown'un en sancılı bölgeleri; 1 ve 5 numaralar. Cüneyt-Strickland'li dönemlerde takımın oynadığı basketbol felaket derecede kötüydü (tabii, o durumda başka etkenler de vardı), 4 ve 5 numaralarda Zizic ve Milojevic oynamasına rağmen, yeterli sertliğin sağlanamadığı görüşü vardı. Doğruydu da bu. Hüseyin'in rotasyona, hatta ilk beşe girişiyle birlikte bu sertlik birkaç kademe arttı ama onun da yanında şu an ne Zizic ne de Milojevic var. Bu karşılaşmada da Cemal'den yarım yamalak faydalanabildi G.Saray Cafe Crown. İstatistiklere bakarak çok fazla oyunda kaldığı söylenebilir kendi standartlarına göre; ama farkın 20-30 olduğu son çeyreğin tamamını oynadı Cemal, bunu belirtmek lazım.


Cüneyt için de aynı şeyin geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Bugün, iyi değildi belki o da; ama tüm takımın kötü oynadığı bir maçta onun kötü oyunu, maçın kaybedilmesindeki sebeplerden biri olarak gösterilemez kesinlikle. Cüneyt'in buraya yazılmasının nedeni de farklı zaten. Atkins'in olmadığı bir karşılaşmada, maçın büyük bölümünde sahada kaldı, ki Strickland ile birlikte oynadığı zamanlar Strickland berbat bir basketbol oynadığı için maçın tamamına yakın bölümünü oynuyordu Cüneyt ve bu da onun maç içindeki performansını bariz bir şekilde etkiliyordu. Bugün de aynı sahneler yaşandı. Fazla sayıda yapılan top kayıpları, Cüneyt'in arada maçtan kopması, oyunun direksiyonun hakimiyetinin kaybedilmesi vs vs.

Eksiklerle ilintili olarak başka önemli bir konu daha var G.Saray Cafe Crown adına. 4-5 adet oyuncusundan yoksun olan taraf G.Saray Cafe Crown'dı; ama sahada oynanan basketbol bunun tam tersi gibiydi. Normalde, eksik ve önemli oyuncularından yoksun takımın daha kontrollü oynamasını beklersiniz; ancak gereksiz hızlı hücumlar deneyen, çabuk sonuç almak isteyen sarı kırmızılılar oldu. Son haftalarada kazanılan maçlar, sahaya yansıtılan başarılı oyun, farklı galibiyetler her daim kontrollü bir şekilde oynanan basketbolla gelmişti. Kontrollü basketboldan kasıt, guard'ın topu eline alıp hücum süresinin dolmasına 5-6 saniye kala topu içeri vermesi ve oradan sayı çıkmasının beklenmesi değil elbette. Birçok farkla silahını kullanıyordu G.Saray Cafe Crown. Mesela, Hüseyin'in aldığı savunma ribauntlarını Graves'e uzun paslar atarak kullanması. Daha önceden çalışılmış bir oyun olduğu seyircilerin gözlerine sokuldu Telekom maçında. Aynı oyunu birkaç dakika arayla 3 defa oynadı G.Saray Cafe Crown ve 6 sayı çıkardı buradan. Ancak maçın geri kalanında, bu seçenek hiç düşünülmedi. G.Saray Cafe Crown'un son 4 maçlık galibiyet serisinde yaptığı doğru işlerden biri de topu mutlaka pota altına indirmekti. Ya dış oyuncular içeriye penetre edip, topu dışarıya çıkarıyor, kendileri bitiriyorlar, pota altındaki takım arkadaşlarını boş pozisyonlarda buluyorlardı; ya da top içeri verilip oradan oynanıyordu. Bugün, bu da tam anlamıyla gerçekleştirilemedi. G.Saray Cafe Crown, aslında bir mesajı daha verdi bu maçla birlikte: "Maçta belli bir farkın üstünde geriye düşünce, biz panikliyoruz" mesajı bu. Türk Telekom'un yakaladığı 9-0, 7-0'lık serilerde hücumlardan top kayıplarıyla döndü G.Saray Cafe Crown. Ya da topu getirip, kaldırıp üç sayılık atışlar yaptılar el üstünden. Bu düşülen durumu toparlayabilseydi eğer G.Saray Cafe Crown, bir önemli mesaj daha verecekti basketbolseverlere. Olmadı.

Türk Telekom cephesinde işler rayında gitti maç boyu. Serkan Erdoğan'ın özellikle Ayhan Şahenk'in potaları sebebiyle sıkıntı yaşayabileceğini söylemiştik; aksine her zaman attığı gibi, belki daha da iyi attı bugün. Tutku, Barış, Bekir de yayın gerisinden en az Serkan kadar iyiydiler. Barış Özcan'ın bu performansı da sürpriz olmamalı. Geçen seneki seride Ayhan Şahenk'te 6/7 üç sayı isabeti ile 22 sayıyı bu sert potalara bıraktığı düşünülünce.

G.Saray Cafe Crown savunması, hareketli bir savunma. Adamını alıp beklemiyor kimse; veya gömülmüyorlar içeriye. Sürekli topa bir baskı var; oyuncuya bir baskı var. Bugün, bu baskı her zaman yapıldığı kadar iyi yapılmadı; yapılanı da Türk Telekom tarafından son derece iyi bir şekilde berteraf edildi. Serkan, Tutku, Barış, Bekir, Winston sürekli içeriye hareketlenip dışarıdaki boş arkadaşlarını buldular. Üç sayılar girdikçe, direnci kırıldı sarı kırmızılıların. Bu yönden de sınıfta kaldı bugün G.Saray Cafe Crown. Hem oyuncu bazında, hem coach bazında, hem taraftar bazında. Ateşleyemedi kimse takım arkadaşlarını saha içinde fark henüz 15'i aşmamışken; taraftarlar bütünleşemedi yeteri kadar; Telekom'un yakaladığı 7-0, 9-0'lık serilere yeterince hızlı reaksiyon veremedi Koray Mincinozlu.

Baştan sona hükmetti oyuna Türk Telekom. Tabeleye bakıldığında 16 sayılık bir fark görülebilir, ama maçı izleyen herkesin açıkça gördüğü üzere, üçüncü çeyreğin sonunda 47-77 ile oluşan tam 30 sayılık fark, bu maçın asıl farkıydı. En azından sahadaki oyun bakımından...

Hiç yorum yok: