6 Ocak 2009 Salı

Milan Gurovic

Çok tartışıldı gelişi malum sebeplerden dolayı. Uzun uzadıya da tartışıldı tüm bunlar, işin politik-siyasi yönü didik didik edildi yeterince. Sonunda Türkiye'deki maçlara dövmesini kapatarak çıkmaya başladı Gurovic. Dindi mi tüm bu tartışmalar, bitti mi tüm bu şikayetler? Tabii ki hayır, ama en azından işin siyasi tarafını bırakıp sahada ne oynayıp oynamadığına bakılmaya başlandı Gurovic'in.

Çok şükür, biraz olsun sahanın içinde yaptıklarıyla tartışılıyor artık Gurovic. Ve, Gurovic'i dövmesi yüzünden eleştiren kesim, onu koruyanlara karşı bir darbeyi de işin basketbol tarafından vurmaya başladı. Türkiye Kupası'nı izleme fırsatı bulamadık maalesef. Sezon öncesi takımlar ve oyuncular hakkında öngörü edinmek için hevesle bekliyorduk; fakat bazı sebeplerden dolayı internet üzerinden canlı skoru takip etmekle yetindik. Gurovic, G.Saray Cafe Crown'un grupta oynadığı 3 maçta ortalama 15-20 arası bir sayı ortalaması tutturmuştu, tam hatırlayamıyorum. Hazırlık maçları da dahil olmak üzere sezon başlarken takımın en skorer oyuncusu olduğunun görüntüsünü veriyordu bize. Lig öncesi oynanan Euro Cup Ön Elemesi'ndeki Siauluai maçlarında tel tel döküldü, lige de iyi bir giriş yapamadı. Takım Avrupa'da bir alt kupaya düştü, ligde kazanmaya devam etti ama Gurovic vasatı aşamadı hiçbir zaman. Hafiften ilk beşteki yerini kaybetmeye başladı Sırp oyuncu, bench'ten gelerek aldığı süreler de gösterdiği performanslarla doğru orantıda git gide azaldı. Geçtiğimiz ay 1-2 haftayı sakat geçirdi, Hırvatistan'a da dövmesinden dolayı götürülmedi. Ligde son birkaç haftadır da 10 dakikayı aşmıyor aldığı süreler. Derbi maçlarına, atmosferin yoğun yaşandığı maçlara çok daha iyi konsantre olur, takımını sırtlar denirdi buralara gelmeden önce, bilirdik biz de öyle olduğunu az çok. Peki; geçen haftaki F.Bahçe Ülker maçında derbi havası mı yoktu, ya da atmosfer mi oluşturamadı yeterince sarı kırmızılı taraftarlar? O değil de, Gurovic çökmüş olmasın artık, kafaca takımdan kopmuş olmasın, kafasını sahaya yeterince veremiyor olmasın? İlk beş başladı derbiye, ilk periyodun sonunda kenara aldı onu Koray hoca, maçın geriye kalan 30 dakikasında da 1 saniye dahi süre vermedi. Televizyon başından Cüneyt'in, Graves'in gözündeki alevi gören biz, Gurovic'in hayal aleminde olduğunu görüyorduk da Koray hoca mı göremiyordu? Görüyordu elbet, doğrusunu da yapmıştı.

Bundan sonrası ne olacak peki? Gurovic, en iyi yaptığı şeyi de yapamıyor. Felaket bir şekilde üç sayı kullanıyor ki çoğu da bomboş şutlar bunların. En iyi yaptığı şey dedik de, Gurovic'in yayın gerisinden şut atmak dışında da çok büyük maharetleri yok, en azından bu yaşına geldikten sonra körelmiş, belli. İnanılmaz hantal, penetresi yok denecek kadar zayıf, savunmada abartısız el kaldırmaktan aciz ve nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde 2.07 boyuna rağmen, kendi pozisyonunda eşleştiği kendinden 10-15 cm kısa rakibinin üstünden şut atamıyor, şut atmasını da bıraktım, bol bol blok yiyor. Paragrafın başında sorduğumuz sorunun cevabını da siz verin artık, eldeki veriler ışığında...

Hiç yorum yok: