18 Ocak 2009 Pazar

Değişimin Etkileri


NBA 2008-09 Sezonu'nda rekor kırmıştı kulüpler, 2 ay gibi kısa bir sürede 6 coach'un görevine son vererek. Kovulan coach'ların çoğu takımıyla 15-20 maça çıkabilmişti ancak; onların kovulmasının ardından da bir o kadar daha maç oynadı takımlar. Yani, değişimin takımlar üzerindeki etkilerini değerlendirebiliriz.

Sacramento Kings yönetimi, Reggie Theus'un görevine son verirken takımın derecesi 6-18 idi. Ondan sonraki dereceleri ise 4-13. Hemen hemen aynı, hatta daha kötü olduğunu da söyleyebiliriz. Tabii, Theus'un olup olmaması, bu mevcut Kings kadrosunun leş bir kadro olması sebebiyle pek bir şeyi değiştirmezdi bana göre. Nerede çer çöp, orada Sacto...

Ligin yeni takımı Oklohoma City Thunder, P.J. Carlesimo ile sezona giriş yapmıştı. 1-13 gibi felaket bir başlangıcın ardından postayı koymuşlardı Carlesimo'ya. Onun ardından gelen Scott Brooks ile birlikte 7 galibiyet ve 20 mağlubiyet aldılar. Carlesimo'lu tabloya göre çok daha iç açıcı tabii ama onlar için 1 galibiyet veya 7 galibiyet çok fazla fark etmiyor aslında. Son birkaç sırada Sacto, Warriors gibi takımlarla beraber takılıyorlar. Aslında, ligin dibindeki kötü takımlar arasında en renkli ve heyecan verici takımlar belki. Genç bir kadroları ve gelecek planları var. Ne kadarını gerçekleştirebilirler? Orası soru işareti biraz. Kaybettikleri maçların çoğunu 5 sayının altındaki farklarla kaybettiler. Bu kadar genç ve tecrübesiz bir kadroyla bunlar son derece olağan şeyler. Hele ortada her maç salonu dolduran ve galibiyet bekleyen bir taraftar oldukça, daha da dolanıyor elleri çocukların. Dipnot olarak belirtelim bu arada; Nenad Krstic Avrupa'dan geri dönüş yaptı Thunder'a. İyi bir eklenti Thunder için. Krstic adına da öyle tabii...

Coachlarını kovan takımlardan bir diğeri de Minnesota Timborwolves. Çok kötü bir kadroyla girmediler sezona aslına bakılırsa. Gözleri yükseklerde değildi elbette ama 4-15'lik dereceye ve rezalet basketbola da dayanamadı başkan Taylor, şutladı Randy Wittman'ı. Yerine, takımın GM'i Kevin McHale getirildi. Çok fazla ayrıntıya girmeye gerek yok; ama bilmeyenler için McHale'ın felaket bir GM'lik yaptığını söyleyelim. Bu paragraf için bu kadarı yeterli, McHale'ın GM'liği hakkında. Coach'luk kariyerine de 0-8 ile girince McHale, Timborwolves taraftarı isyan noktasına geldi. Neyse ki, son zamanlarda toparlanmış durumdular. 5 maçlık bir galibiyet serisi yakaladılar, ki takım 2 yıldan bu yana 3 maç üst üste kazanmayı başaramıyordu. Heat karşısında bu seri son buldu; ama geçtiğimiz gün Phoenix'i mağlup etmeyi başararak, McHale dönemindeki derecelerini 8-11'e getirdiler. Oynadıkları basketbolda gözle görülür bir yükselme var. Bir de akıllara ziyan bir Randy Foye... (iyi anlamda)

Sıra geldi, Washington Wizards'a. Onlar hakkında söylenecek çok fazla bir şey yok aslında. Dereceleri 1-10 iken Eddie Jordan'ı kovdular; ondan sonra 7-21 ile, toplamda 8-31'e geldiler. Aynı, Kings gibi onlarda da coach'un kim olduğunun çok fazla önemi yok şu noktada. Arenas, Haywood, Stevenson'sız Wizards'dan çok da fazla bir şey beklememek lazım. Tam kadro olduklarında her zaman Doğu Konferansı'nda söz sahibi olacak bir takımlar ama onlar adına bu sezonun geri kalanı artık formalite olacak gibi...

Toronto Raptors, Washington Wizards ve Sacramento Kings'in tersine bir görüntü çiziyor. Sezona hazır ve nazır olarak girdiler ama büyük hayal kırıklığı oldular şu aşamada. Calderon son zamanlarda fazlaca maç kaçırdı ama o varken de çok farklı değillerdi. Şöyle bir kadro, şu Doğu Konferansı'nda Play-off potasına giremiyorsa eğer, -oturarak veya yatarak fark etmez, o kendi bilecekleri iş ama şu an yatmayı tercih ediyorlar gibi- bazı şeyleri düşünmeleri lazım. Arada bunların da coach hikayesini verelim. Sam Mitchell ile 8-9; ondan sonra 8-17...

Bu değişimlerin en olumlu etkileri sanırım Sixers üzerinde görüldü. Geçen sezon Maurice Cheeks ile birlikte 7.sıradan Play-off'a girmeyi başarmışlardı. İlk turda, Pistons'a 4-2 ile elenirken takdir toplamışlardı ama bu sezona istedikleri gibi başlayamadılar pek. 9-14'lük derecenin ardından Cheeks'in görevine son verildi, ki o zaman bu kararın doğru veya yanlış olduğuna dair herhangi kesin bir karar verememiştim kendi adıma. Çok parlak başlayamadılar aslında Cheeks sonrasına. Yeni coach'ları Tom Thibodeau ile 4 galibiyet-6 mağlubiyet aldılar başlangıçta. Böyle bir kazanıp, bir kaybedip takılırlar öyle diye düşünüyordum ki, 7 maçlık bir galibiyet serisi yakaladılar ve bu seri halen devam etmekte. Galibiyet yüzdesi %50 şu an Sixers'ın. Bu 7 maçlık galibiyet serisinden izleme fırsatı bulduğum 2 maçlarında da hayran kaldım oynadıkları basketbola. Elton Brand'den yoksunlar ama genç çaylaklar iyi iş çıkartıyorlar, başta Speights olmak üzere. Andre Miller oynamaya, Igoudala toparlamaya başladı. Sezon başından beri rezilleri oynayan Dalembert bile bir şeyler koymaya başladı artık sahaya, varın gerisini siz düşünün artık...

Hiç yorum yok: