3 Mayıs 2009 Pazar

Taşındık

Yeni bir soluk için artık burdayız.Ucsaniye'ye gosterdiğiniz ilgiyi buraya da gostermenizi bekliyoruz.Durmayın,tıklayın,tıklatın.



http://nobetcigolcu.blogspot.com

5 Nisan 2009 Pazar

Federico Macheda


Eduardo Macheda, dk. 93 Manchester United 3-2 Aston Villa...

Harun Erdenay

40 yaşını aşmış, yavaş yavaş basketbolu bırakma noktasına geliyordu zaten. İTÜ'de ara sıra çıkıp 5'er 10'ar dakika oynuyordu ama bu seneden sonra ondan da mahrum kalacağız artık sanırım. Bir restaurant açmış kendine, artık kazandıklarını sermaye olarak kullanmaya başladı doğal olarak. Özleyeceğiz dememize gerek var mı?

Eurocup Final: Khimki - Rytas

Eurocup'ta final yaklaşık 2 saat sonra oynanacak. Rytas, çeyrek finalde Benetton, yarı finalde Hemofarm Stada ile oldukça zorlu ve yorucu maçlar oynayarak geliyor finale. Khimki çeyrek finalde Pamesa Valencia karşısında zorlanmıştı ama yarı finalde Bilbao karşısında son dakikalarda biraz ecel terleri dökseler de; Rytas'a nispeten biraz daha rahat kazandılar. 19.00'daki maçı Eurosport 2'den canlı olarak izleyebilirsiniz. Benim favorim Khimki. Göreceğiz...

4 Nisan 2009 Cumartesi

Yeni Pippen: Nicolas Batum


Blogtaki siftah yazısını Batum ile yapalım. Bu sezon özellikle işin savunma tarafından Portland Blazers'ın bir basamak yukarı çıkmasında büyük rolü var Batum'un. Savunması ile Pippen'a benzetiliyor bu çocuk. Biraz kariyerinden bahsedelim.

1988 doğumlu
gelecek vaadeden fransız basketbolcu. 2,03 boyunda olup, geniş kol uzunluğundan ve hızından dolayı 2-3-4 numara oynayabilmektedir. 2006 avrupa genç erkekler basketbol şampiyonası'nda formasını giydiği Fransa milli takımını şampiyonluğa taşırken kendisi de MVP seçilmiştir. Bu turnuva sonrası yıldızı parlamış, nba gözlemcilerinin takibine alınmıştır. 2007 draftında yukarı sıralardan seçilmesi beklenirken kendini geliştirmeden bu ligde oynamak istediğini belirtip drafta girmemeye karar vermiş, eski takımı Le Mans'a geri dönmüştür. 2008 Nba Draftında ilk tur 25. sıradan Rockets tarafından seçilip sonra Blazers yolunu tutmuştur.

30 Mart 2009 Pazartesi

Euroleague @ Batug

Biliyorum, Batug.com'u takip etmeyenler için biraz geç oldu ama biz yine de linki verelim;


"Mustafa Geldi, 3 Oldu"

Biliyorum çok Ercan Taner vari bir başlık oldu ama benim adıma yoğun geçen bu günde daha iyisini bulamadım doğrusunu söylemek gerekirse. Neyse konumuza gelelim. Batug.com forumlarından ve http://parmakarasiterlik.blogspot.com'dan Mustafa da artık bizimle olacak ve değerli görüşlerini bu blogdan paylaşacak...

Bu arada sanırım kendisi daha çok NBA hakkına yazacaktır.

De haydi ne diyelim, hayırlı olsun blog ortamına...

29 Mart 2009 Pazar

Renault'nun Play-off Yolu

Fotoğraf dünkü değil, deplasmandaki Banvit maçından ama idare ediverin artık... Önce Darüşşafaka'yı mağlup etti Bursa'da Renault, ardından Antalya BŞB. gibi zorlu bir deplasmandan galibiyeti çıkarıp küme düşme yarışına, "güle güle", play-off yarışına, "selamün aleyküm" dediler. Dün uzatmada kazanılan Banvit maçıyla birlikte, play-off potasındaki en şanslı birkaç takımdan biri haline geldiler. Şu an 9. basamaktalar, önlerindeki Karşıyaka'dan averajla gerideler ve o Karşıyaka ile Bursa'da oynayacaklar, kalan 6 haftalık fikstürleri ise Türk medyasının tabiriyle lokum gibi. Erdemir, Selçuk Üni., CASA TED, G.Saray Cafe Crown, Pınar Karşıyaka ve Kepez Belediyesi... Buradan çıkarılacak 4 galibiyet büyük ihtimalle yetecektir Renault'ya... Son haftalarda yaptıklarıyla TBL'nin ne kadar değişken bir lig olduğunu göstediler zaten. Kendi rakipleriyle oynadıkları art arda maçları kazanmaları onlara play-off bileti olarak geri dönebilir...

Agent Zero

7'de 6

Takım Hosley ve Tolliver transferlerinden sonra çıktığı 1 maçı kazanabildi ancak, ortaya konulan basketbol da tatmin edici değil ama erken konuşmamak lazım yine de tabii. Tolliver fena bir oyuncu olmadığını ispat etti, Hosley'nin potansiyeli hakkında da kimsenin şüphesi yok. Özellikle onun play-off'larda vites arttıracağını düşünüyorum, ki çok önemli olacak onun performansı o seviyede.

Takımda sistem yönünde karmaşa yaşanıyor. Koray hoca ilk geldiği maçlarda inanılmaz boğucu bir savunma yaptırıyordu takıma, eğer o baskıda takım topu kapabilirse hızlı hücumlarla sayı buluyordu, rakip takım topu bir şekilde kullanmayı başarırsa da genellikle Hüseyin'in bire birlerine bakılıyordu, veya pick&roll'e başvuruluyordu, veya bol top çevirip 3 sayı imkanı yaratmaya çalışılıyordu. Hosley ve Tolliver pozisyonlarına göre atletik oyuncular. Yapıları hızlı basketbola oldukça uygun ve hızlı basketbol oynayan bir takımın sisteminde çok daha fayda sağlayabilirler takımlarına. Ancak bu noktada sorunu yaratan Hüseyin oluyor maalesef. Sene başından beri gösterdiği performansa lafım yok, insanüstü oynadı, hala da iyi oynamaya devam ediyor ama elde Hüseyin dışında hızlı basketbol oynamaya oldukça uygun bir kadro yapısı varken, takım Hüseyin'e çok fazla bel bağladığı için potansiyelinin çoğunu kullanamıyor G.Saray Cafe Crown. Yapılacak fazla bir şey de yok. Sonuçta böyle bir performans gösteren oyuncuyu yollayamazsınız, ki zaten bunu en azından şu an için kesinlikle desteklemiyorum. Lakin öte yandan elinizde büyük bir potansiyel var ve bunu yukarıdaki malum sebeplerden dolayı yeteri kadar kullanamıyorsunuz. Bir şekilde çözüm bulunmalı. Ama sene sonunda bazı değişikliklere gidilecek, gidilmeli mecburen. Zaten bunu söylemeye gerek yok, ister istemez her sene kadronun yarısı, oyun yapısı, şube içindeki dinamikler değişiyor.....

26 Mart 2009 Perşembe

Mutluluğun Fotoğrafı


Bizimkiler NBA liderliği -ve dolayısıyla saha avantajı-nın keyfini çıkarıyor. Darısı play-off'lara...

25 Mart 2009 Çarşamba

TBBL'de Şampiyon Kim Olur?

Litvanyalı Hücum Oyuncusu

Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi (NBA) takımlarından Denver Nuggets'ın Litvanyalı hücum oyuncusu Linas Kleiza'ya, 25 bin dolar para cezası verildi. NBA'den yapılan açıklamada, 24 yaşındaki oyuncunun, 21 Mart Cumartesi günü Washington Wizards'ı 116-105 yendikleri iç saha maçında, saha görevlilerine küfretmesi nedeniyle bu cezayı aldığı belirtilirken, Kleiza'nın, görevlilere ne dediği konusunda bilgi verilmedi.

Tam metin şurada...

G.Saray Cafe Crown Gündemi

G.Saray Cafe Crown'da gündem yoğun. Hafta sonu alınan CASA TED Kolejliler mağlubiyetinin ardından pek de şaşırtıcı değil bu durum. Hosley ve Tolliver transferlerini burada övmüştüm ve G.Saray Cafe Crown'ın bu transferlerle birlikte seviye atlayabileceğinden bahsetmiştim. Hosley-Tolliver ikilisiyle sahaya çıkılan 6 maçta alınan yalnızca tek bir galibiyet var. Oynanan basketbol? O da kötü. Gerçi, G.Saray Cafe Crown sezon başından beri tatmin edici basketbol oynamıyor. Koray Mincinözlü göreve geldikten sonra 2-3 maç hakikaten çok sağlam bir duruş sergilediler ama arkası gelmedi, gelemedi. Çok iyi savunmacı, çok iyi mentör deniliyordu geldiğinde. Ben tanımıyordum açıkçası ama ilk 2-3 maçında hakkında söylenenlerin doğruluğunu az çok ortaya koymuştu. Devamını getiremedi belki ama en azından bir daha yapabileceğini gösterdi aynı şeyleri. Son zamanlarda çok fena teknik hatalar yapıyor saha içinde aslına bakılırsa ama daha müsait bir zamanda, daha detaylı bir şekilde değinmek istiyorum o konuya...

Tabii, takımın tepetaklak gitmesinin nedeni tek başına yeni transferler değil. Bilakis takım yenilirken sürekli takımı sırtlayan isimlerden birkaçı oldu Hosley ve Tolliver. Hosley'den bundan çok daha fazlası bekleniyor muhakkak ve play-off vakti geldiğinde de daha iyi şeyler yapacağından emin taraftarlar (oynadığı pozisyon da basketbolunu ciddi biçimde etkiliyor, o da belirleyici olacak ilerleyen zamanda); Tolliver da bir soru işareti olarak gelmesine rağmen standartların üzerinde bir form grafiği yakalamış durumda. 5-6 hafta daha bekleyip sezon bittiğinde bir değerlendirme yapmak daha doğru olabilir sarı kırmızılılar için. Zira bazı şeyler daha fazla oturabilir sistemde, uyum sorunları aşılabilir vs. vs...

Ayrıca iki de haber okudum biraz önce. Ahmet Dedehayır açıklama yapmış; "CASA yenilgisinde tüm oyuncular suçlu. Taraftarların tepkisi haklı, lig sonuncusuna yenilirsen haklı olarak tepki görürsün. Maç boyunca savunma yapamadık" diyor. E, yanlış şeyler söylemiyor da, medyaya karşı açıklama yaparken kullandığı üslubu görünce, medyada çıkan, "Dedehayır oyuncuları fırçaladı", "Dedehayır kötü oynayan oyuncuya küfür etti", "Dedehayır bayan takımının antrenmanında Müge hocaya bağırdı" haberlerine inanmamak güç. Yok, zaten bu haberlerin doğruluklarından şüphe etmiyordum (hem kaynakların güvenirliği, hem de az çok Dedehayır'ın kişiliğini tahmin edebilmem sebebiyle), havada kalan ufacık soru işaretleri de kalkmış oluyor böylece.

Diğer bir haber de Cemal Nalga ve Erdem Türetken ile ilgili. Cemal'in bir maçta (şu an aklıma gelmiyor hangi maç olduğu) oyuna sakatlığını bahane ederek girmemesi zaten herkesçe bilinen bir şeydi. Bir de Erdem çıktı üstüne. O da aynı tarzda tavırlar sergiliyormuş. Süre aldıkları falan da yok zaten ikisinin son haftalarda. Cemal bu sezon kendini biraz geliştirdi, arada çıktı 2-3 maç top oynadı, bir özür diler, sezon sonunda coach ve şube sorumlusu değişir, bir şekilde takım da kalabilir de, sen bu performansınla ve bu disiplinsizlikle nasıl takımda kalacağını düşünüyorsun diye sormak isterdim Erdem'e...

24 Mart 2009 Salı

Günün Özeti

CSKA-Partizan maçından ayrı bir post halinde bahsetmiştik aşağıda, çok kısa olarak bir de özet geçelim gecenin diğer maçlarını...

Günün en fazla merakla beklenen maçında TAU, Barcelona karşısında ikinci çeyreğin başında 10-15 sayılık farkı yakaladı, Barcelona zaman zaman geri gelip farkı 3-4'lere kadar indirmesine rağmen rakibini yakalamayı bir türlü başaramadı. İki takım da işin savunma tarafında kötü ama Barcelona'nın kötü savunması çok daha fazla ön plana çıkıyor. TAU maç boyunca çok ufak bir hamleyle bile hücumda boş şut imkanı yakalıyordu; çoğu zaman pota altına çok rahat girip oradan istedikleri kadar ekmek çıkartıyorlardı... Lakovic-Sada ikilisinin yaptığı abartı top kayıpları da tüm bunların üzerine tuz biber oldu. Pablo Prigioni, 5/7 üç sayı isabeti ve 8 asistle açık ara en iyisiydi maçın ve gecenin. Hele bitime 1.30 kala çok uzaklardan salladığı ve maçı bitiren basket tek kelimeyle enfesti...

Diğer maçları hiç izleyemedim, o yüzden çok kısa geçiyorum... Olympiacos seriye kazanarak başlamış Madrid karşısında. Maçın başında 15-20 sayılık farkı yakalamış Yunan temsilcisi ama oradan geri gelip öne geçmeyi başarmış Madrid. Ancak ev sahibinde kusursuz oynayan (istatistiklerden gördüğüm kadarıyla) Papaloukas ve Vujcic fişini çekmiş İspanyolların... Pana da seriye kazanarak başlayanlardan... Siena karşısında Pekovic dışındaki herhangi bir oyuncu bireysel olarak ön plana çıkmamış gibi. Siena'da durum tam tersi. McIntrye 27, Sato 29 sayı üretmiş; takımın geri kalanı 29 sayı... Hala Siena favorim ama tabii seride 2-0 geriye düşerlerse geri dönmeleri pek kolay olmayacak...

Turgay Demir

Fotomaç, Fanatik gibi gazetelere pek itibar etmem; bir şekilde elime geçtiği takdirde de pek fazla okumam köşe yazılarını. Ancak türlü türlü yerlere copy paste yapıldığı için bu yazılar, bir şekilde karşınıza çıkıyor... Çok fazla yazısını okumadım Turgay Demir'in. 2-3 tane internet üzerinden denk gelmişimdir, öyle anca... Ancak birkaç hafta önce yine günlerden bir gün, tesadüf eseri elime geçti Fotomaç, yapacak bir şey olmadığından da okuyayım dedim resimdeki zat-ı muhteremin yazısını... Yazının konusu, Ankaraspor-Beşiktaş maçında Tello'ya atılan jant kapağı üzerineydi. Herkesin verdiği klasik tepkiler yazdıkları, lakin bu olaya neredeyse yazının tamamını ayırması ve sürekli aynı şeyleri durmaksızın tekrar edişi "eh yeter" dedirtmişti o zaman bana... Yazının diğer ufak kısmında değindiği konular da yine hakemler, federasyon üzerineydi yanılmıyorsam. Zaten bundan önce okuduğum 2-3 yazısında da sıklıkla karşılaşmıştım hakemle ilgili ibarelerle...

Bugün yine internet'te dolanırken dikkatimi çekti bugünkü yazısı... "İspanya'dan neden 5 yedik!" diye başlığı çakmış abimiz, yazının girişinde de "ben şimdiden söyleyeyim de..." diye bir dalıvermiş, sonrasında tutabilene aşk olsun... Yazının arasında bahsettiği Liverpool-Barca olayı var da, amacı tamamen işi Beşiktaş'a getirmek, getiriyor da zaten... Milli takımın 5 yemesinin nedeninin (abimiz maçları öyle bir şekilde oldu bittiye getiriyor ki, gerçekten 2 maç oynanmış, 5 golü yedik diye düşünmeye başlıyor ve bunun nedenlerini sorgulamaya başlıyorsunuz kendi kendinize) sadece Nobre ve Toraman'ın kadroya alınmamasıyla açıklanmasını da gördüm ya, daha da kaçarım artık Turgay Demir ismini gördüğüm-duyduğum yerden...

Yazının tamamı da şurada okumak isteyenler varsa...

CSKA 56-47 Partizan

Gece güzel başladı, sağlam başladı. Tabii zevkli basketbolu bol skor, bol basket; sıkıcı basketbolu düşük skor, az basket olarak son derece sığ bir biçimde tanımlayıp, bu maçta oynanan basketbola sıkıcı diyerek beni şaşırtmış (!) olan ekran başındaki ikili (özellikle de maçı anlatanı), sahadaki savunmanın, özellikle de CSKA'nın yaptığı savunmanın hangi boyutlarına ulaştığını tam anlamıyla idrak edemedi sanırsam... Son 5 dakika hariç, her CSKA savunmasını izlerken muazzam bir zevk aldım, hiçbir delik yok neredeyse, rakip takımı harika bir şekilde kilitlemişler ve çok fazla enerji harcamadan, kendini yerlere atarak hırpalamadan akıllı bir şekilde nasıl savunma yapılırın dersini verdiler dört dörtlük bir şekilde bu akşam. Ha tabii, zaten CSKA için alışık olduğumuz bir durum bu, her maçlarında buna benzer savunma performanslarını izliyoruz. Maç boyunca belki izleyenleri ayağa fırlatan bir hücum hareketi, bir sayı olmadı ama Khryapa'nın 2 Partizan fastbreak'ini harika bloklarla kesmesi mest etti beni mesela. Ayrıca oyunun hızladığı vakitte, iki takımın hücum yönünde de usta olduğunu gördük... Ama yok; Efes-Kepez maçında Ender topu getirir, dribblingle içeri dalıp jump shot'ı yollar, karşıdan gelir Fitch sallar, sonra alır öbürü sallar, Efes 90-85 kazanır, sonra da "müthiş maç oldu değil mi Çetin hocam" deriz... (takım isimleri sadece örnek olarak verilmiştir..)

CSKA'nın seriyi 4. maçta bitireceğini düşünüyorum. Partizan çılgın taraftarıyla Sırbistan'da bir galibiyet kapacaktır tahminimce ama son maça kalmasını da pek olası görmüyorum. Bu maça 142.5 sayı marjı veren iddaa'ya, sezon içinde iki takımın aralarında oynadıkları maçlara bakmasını, play-off maçlarının grup maçlarından çok daha sert geçtiğini idrak etmesini dilerim...

23 Mart 2009 Pazartesi

TB2L'de Değişim

Şimdi, bu hafta sonu biten normal sezonun ardından belli olan play-off eşleşmelerini incelerken gözüme çarptı. Eğer okuduğum yer bir yanlışlık yapmamışsa (Turkbasket) veya ben yanlış anlamamışsam, önemli bir değişiklik yaşanmış TBL2'de play-off'lar özelinde. Geçen sezon yine 16 takımla play-off'a başlanmıştı, takım sayısı 4'e indikten sonra Adana'da düzenlenen 4'lü bir turnuvayla lige çıkan 2 ekip belirlenmişti. Turnuvaya favori olarak gelen İTÜ ve Tofaş evinin yolunu tutarken, galibiyet alması bile zor gözüken Erdemir tulum çıkarıp, yanında Aliağa Petkim'le lige yükselmişti... 

Bu sezon da yine aynı şekilde başlıyor 16 takımla play-off'lar, ama bu kez sonuna kadar gidiyor. Yani, play-off sistemiyle takımlar yarı yarıya düşecek her turda ve finale kalan 2 ekip, lige çıkmış olacak... Açıkçası hoşuma gitti bu değişiklik. Geçen sezonki sistemde o 3 günlük süreç içinde formda ve iyi gününde olan bir takım çıkabilirdi her sene sürpriz yapabilecek, nitekim Erdemir de gerçekleştirmişti bu sürprizi yukarıda belirttiğimiz üzere. Sürpriz, heyecan hoştur da takımların da, genele bakıldığında oynadıkları oyunun haklarını almasını isterim her zaman. Bu sistemde ligi tepede bitiren takımın sürpriz bir şekilde elenmesi daha düşük bir ihtimal misal...

Euroleague Top-Eight

Yarın başlıyor yeniden... Yayın haklarını elinde bulunduran Spormax, acaba Fenerbahçe ve Efes Pilsen elendi diye maç yayınlarını belli ölçüde azaltır mı diye düşünüyordum ama yanıldım. Yarın akşam 3 maçı art arda veriyorlar, sabahına da 4. maçı yayınlıyorlar. Tabii 3 ve 4. maçlar banttan. İkinci maçlar Perşembe günü ve işleyiş yine aynı. Sınavlarım dolayısıyla 2-3 tanesini feda edip birisini izleyebileceğim bu hafta için maalesef... Ayrıca, dikkatimi çeken diğer ayrıntı da hem yarın hem Perşembe günü sabah yayınlanacak maçın Siena-Pana maçı olması, açıkçası bir rotasyon sağlasalar daha iyi olabilirdi ama buna da şükür tabii...

Olympiakos-Real Madrid
Barcelona-TAU Ceramica
Panathinaikos-Siena
CSKA Moskova-Partizan

Indian Wells Nadal'ın

Avustralya Açık'ın ardından katıldığı 2. turnuva olan Indian Wells'i de kazanmayı başardı bu varlık. Finalde belalısı Murray ile oynadı, ki maça da şans eseri rastgeldim, izledim de tamamını. İlk 2-3 oyun maçın başa baş geçeceğinin sinyalleri verildi, ama kazın ayağı pek öyle olmadı. Art arda servisleri kırıp kortta fırtına gibi esmeye başlayan (zaten maçın da ilk 10-15 dakikalık kısmı dışında yoğun bir rüzgar vardı) Nadal, 6-1 6-2'lik setlerle kesti hesabı. Durdurulması gün geçtikçe daha da zor hale geliyor ve durdurulamamaya da devam edecek gibi görünüyor... Eğer diz sakatlığı onu ciddi bir biçimde etkilemezse, erkekler tenisini uzun yıllar domine edeceği açık...

Sabri Bey: "Havada Durdum, Şahitlerim Var!"

Shaq > Moses Malone

NBA tarihinin gelmiş geçmiş ve belki de gelecek en dominant oyuncusudur Shaq. Hem hücum, hem savunmada inanılmaz fiziksel özelliklerini kullanarak tam anlamıyla ezip geçerdi herkesi. Her ne kadar son bir kaç sezondur sakatlıklarla uğraşsa da her zaman olduğu gibi takımının en önemli kozlarından biri.

İşte efem günlerden 21 Mart, Phoneix ve Wizards US Airways Center'da karşı karşıya geliyor. Shaq'ta Moses Malone'u geçti geçecek, artık ramak kalmış. Bizimkisi de kendisinden bekleneni yapıyor ve 13 sayıyı Wizards potalarına bırakarak Moses'ı geçerek NBA'in en skorer 5. topçusu oluveriyor ama hala tatmin olmamış eleman:

"It was good, but I'm still kind of disappointed in myself," . "Mathematically, I've missed three years worth of games and I missed 5,000 free throws. If I was there, I'd probably be No. 2 or No. 3 right now."

Bundan sonra da büyük ihtimalle geçemeyecektir Chamberlain'i. Sonuçta arada 4000 sayılık fark, artık çabukluğunu, eski gücünü kaybetmiş bir vücut ve 36 yaşına gelmiş bir insan var. Son olarak en skorer 6 oyuncuyu vermemek olmaz;

Kareem Abdul-Jabbar
38,387

Karl Malone
36,928

Michael Jordan
32,292

Wilt Chamberlain
31,419

Shaquille O'Neal
27,411

Moses Malone
27,409

22 Mart 2009 Pazar

Tutarsızlık

Khalid El-Amin dedikodularının üzerine 11 Mart sabahı açıklama geliyor Telekom menajeri İrfan Yücesoy'dan. "Guard ihtiyacımız yok, transfer yaparsak da Winston'ın yerine bir adam alırız" diyor. Takıma bakıyorsun; Blakney'nin formsuzluğu artık iyice almış başını yürümüş, Barış Ermiş'e zaten süre falan verilmiyor, Tutku tek başına guard bölgesini taşımaya çalışıyor. Paçalar tutuşuyor tabii, play-off'ta çekecekleri sıkıntıların farkındalar. Sonuç? El-Amin bugün İstanbul'da. Haftaya Aliağa maçında da sahada olacaktır...

Bu arada sözleşmenin sezon sonuna kadar olduğu ayrıntısını da verelim. El-Amin sezon sonu yine Ukrayna'ya geri dönmeyi planlıyormuş.

Ricky Rubio

2009 NBA Drafti'ne gireceğini açıkladı kendisi. Henüz 18 yaşında, eğer seneye NBA'ye adımını atarsa 19 yaşını doldurmasının yaklaşık 10 gün sonrasında ilk maçına çıkabilecek (21 Ekim 1990'lı). "Erken mi, değil mi?" sorusunun cevabını öğrenmek içinse beklemek gerekecek...

%100 NBA

Mehmet: Merhabalar, sevgili iddaaseverler.
Mesut: Merhabalar...
Mehmet: Evet, bugünkü ilk maçımızda Miami, Detroit deplasmanında. Miami Doğu'da 4. sırayı kapmak için uğraş veriyor ve Atlanta karşısında saha avantajını kapmak istiyor. Ne diyorsun Mesut?
Mesut: Sevgili Mehmet, öncelikle şunu söyleyelim. Miami son 3 maçını kaybetti ve Atlanta ile aralarındaki fark bir hayli açılmış durumda. D-Wade de frene basmaya başladı sezonun sonları yaklaşırken. Sonuçta o da bizim gibi bir insanoğlu, bir yere kadar dayandı pili. Detroit, en azından 6. olarak play-off ilk turunda Boston duvarına çarpmak istemiyor ama zaten kimle eşleşirlerse eşleşsinler 2. turu görmeleri zor, zira çok istikrarsızlar ve başlarında bana göre coach yok, Aragones gelse bundan kötü top oynatamaz Detroit'e... Ehem, neyse... 1 hafta önce olsa rahatlıkla Miami diyebilirdik ama şu an çok belirsiz bir maç konumunda. Programda çok daha iyi maçlar var ama, "illa basıcam ulan" diyenlere tavsiyemiz Miami'dir, "üst üste 4 maç kaybetmezler" mantığıyla...
Mehmet: Bir sonraki maçımız Minnesota ve OKC arasında... İki iddaasız takımın mücadelesi, bana göre bol skorlu bir maç olacaktır. 200 sayı da  gayet uygun bir rakam, benim tahminim üsttür bu maçta.
Mesut: Amaç yok, hedef yok, saldım çayıra mevlam kayıra tadında bir maç bekliyorum. Üst oynamak için ideal bir maç. İki takım da sahada kafasına göre takılacaktır...
Mehmet: Evet geldik tam anlamıyla 6 puanlık maçımıza. San Antonio ve Rockets AT&T Center'da karşı karşıya geliyor. T-Mac'in basketbolu bırakacağı söylentileri, Yao'nun sakatlığı, Brooks'un ilk beşe yerleşmesi... Sendeyiz Mesut.
Mesut: San Antonio, özellikle Ginobili'nin yokluğunda kaybetmemesi gereken maçları kaybetti. Rockets All-Star arasından sonra, form durumu en yüksek takımlardan biri. Dediğin gibi Aaron Brooks ilk beşe yerleşti, Artest-Scola-Yao üçlüsü iyi işler çıkartıyorlar... Sakatlığı geçen Yao da bu maçta sahada yerini alacak. Rockets bana göre maçın favorisi. Aynı zamanda sert ve düşük skorlu bir maç bekliyorum. İki takımın da 80'li skorlarda kalması sürpriz olmaz. Alt da tercih edilebilir ama dediğim gibi Rockets öncelikli.
Mehmet: Evet şimdiki maçımız New Jersey ve Cleveland arasında. Cleveland şu anda NBA'in en formda takımı ve 1. sıradalar. Takımın en önemli özellikleri her maçı aynı ciddiyetle oynamaları ve savunmayı alışkanlık haline getirmeleri. Lebron'un da bu aralar insanlıktan çıktığıını düşünürsek, Cleveland 6.5 handikapa rağmen bana göre maçın favorisidir. Sen ne düşünüyorsun bu maç hakkında?
Mesut: Çok güzel özetledin Mehmet. Cleveland deplasmanlarda bazen zorlanabiliyor, iç sahaya oranla daha kötüler, o yüzden soğuk yaklaşanlar olabilir bu maça, ancak artık bu tarz kolay rakiplere karşı yenilme kredisi yok Cleveland'ın. 6,5'luk handikapı düşünüp ilk yarı Cleveland diyecektim ama deplasmandaki Sacto ve Clippers maçlarının ilk yarıları aklıma gelince, maç sonucuna 2 oynamanın daha mantıklı olacağını düşündüm.
Mehmet: Bugün değerlendireceğimiz son maç Hornets ve GS Warriors arasında. Hornets sezona şampiyonluk parolasıyla çıkan takımlardandı ancak sakatlıklar onları çok fazla etkiledi ve bir türlü istedikleri form düzeyine ulaşamadılar. Peja'nın bir türlü kendini bulamaması da onları hücumda zorluyor. Bu sezon bir türlü farklı galibiyetler alamıyorlar. GS Warriors'a verilen 9.5 handikap 2 oynamak için uygun görünüyor.
Mesut: Warriors, sahada takılangillerden, her gece farklı bir profil çizebiliyorlar oyun olarak. Hornets'in de form durumunun kötü olduğunu göz önüne aldığımızda maç sonucu oynamak riskli olabilir. 215.5'lük üst sınırı var. Hornets ligin en temposuz oynayan takımlarından ve maçları da genelde düşük skorlu bitiyor. İki takımın arasındaki son karşılaşma 91-87'lik skorla sonuçlanmıştı. Alt tercihi daha bir garanti duruyor.
Mehmet: Bizden bu akşamlık bu kadar, yeni bir %100 NBA akşamında görüşmek üzere...
Mesut: İyi akşamlar, bol kazançlar, çok oynamayın, üzülmeyin, esen kalın, basketbolla kalın, bla bla bla...

Not: Mehmet, zubizaretta'nın reeldeki ismidir...

Son olarak da bu gece için yaptığımız kuponları veriyoruz... 

Mehmet'in kuponu;

807/ Detroit-Miami İY 1
811/ Houston-San Antonio Alt
814/ New Jersey-Cleveland 2
815/ New Orleans-Golden State Alt

Mesut'un kuponu;

810/ Minnesota-OKC Üst
812/ Toronto-Clippers Üst
814/ New Jersey-Cleveland 2
816/ Sacramento-Philadelphia 2

Celtics'e Neler Oldu?

Celtics, Jazz'e konuk oluyor. Tarih 20 Şubat... Celtics, Spurs'e konuk oluyor. Tarih 20 Mart... Aradaki süre 1 ay. Garnett, Jazz maçında sakatlanıyor; dönüşü Spurs maçıyla oluyor. Arada kalan sürede sakatlıklar Celtics'in yanında olmaya devam ediyor... Garnett'in sakatlanmasından sonra Scalabrine ilk 5 çıkmaya başlıyor, geriye kalan 4 oyuncu aynı. 2 maç böyle devam ediyor, sonra Scalabrine da sakatlanıyor. Yerine giren oyuncu 11 numaralı formasıyla Glen Davis... 5 maç da böyle idare ediyor Celtics. Tabii arada gelen mağlubiyetler de işin cabası. Ardından Rondo sakatlanıp 2 maç oynayamıyor. Rondo'nun olmadığı ilk maçta yerine daha takıma geleli 1 ay olmamış Marbury ilk beş başlıyor. Celtics onsuz ikinci maçında, Davis'ten de yoksun, Powe'li bir beşle sahaya çıkıyor. Bu maçlarda Yoncalar, Magic ve Heat'e mağlup oluyor. Ardından 3 maç Powe ve diğer klasik dörtlüsüyle sahaya çıkıyor Celtics. Bu 3 maçın 2'sini Bucks ve Bulls gibi takımlara karşı veriyorlar. İş artık iyiden iyiye çocuk oyuncağına dönmeye başlıyor. Powe sakatlanıyor, Davis dönüyor, onun yerine ilk beşe o geçiyor. İdeal beşten Pierce-Rondo-Perkins sahada. O da ne? Bu sefer de Ray Allen sakat, onun yerine Marbury bir kez daha ilk beş çıkma fırsatı yakalıyor kısa Celtics kariyerinde. O gece oynanan Heat maçında, eğer Wade olsaydı, neler yaşanırdı Banknorth Garden'da, düşünmek bile istemiyordur muhtemelen Celtics taraftarları... 

20 Mart gecesi Garnett, Spurs maçında 15 dakika görev yaparken, sahaya çıkıyor uzun bir aranın ardından. Ve, Celtics de uzun bir aradan sonra alıştığı beşle sahaya çıkıyor, maçı da kazanıyor... NBA 1. liği, konferans 1. liği ellerinden gitmişti Garnett'ten yoksun oldukları dönemde, eğer biraz daha gecikseydi o çilingir, konferans 2. liği koltuğunun da kaptırılmasına ramak kalmıştı. Gerçi hala o ihtimal ortadan kaybolmuş değil ama bu saatten sonra o yarışta Magic'in bir adım daha önündeler tabii...

Celtics'in bu 1 aylık süreçte çıkardığı 6 farklı ilk beşi de verelim düzgün ve sıralı bir biçimde;

Rondo-Allen-Pierce-Scalabrine-Perkins
Rondo-Allen-Pierce-Davis-Perkins
Marbury-Allen-Pierce-Davis-Perkins
Marbury-Allen-Pierce-Powe-Perkins
Rondo-Allen-Pierce-Powe-Perkins
Rondo-Marbury-Pierce-Davis-Perkins

Aliağa Petkim

Belediyenin desteğini de arkalarına alarak iyi bir transfer sezonu geçirmiş, lige de sağlam bir giriş yapmışlardı. Aubrey Reese, Chuck Davis gibi kalite yabancıların yanında Fatih Solak ve Reha Öz de sezona iyi başlayınca, kendilerini birden play-off potasının üstünde bulmuştular. Her şey güzel giderken 1 ayda tepetaklak olmayan hiçbir şey kalmadı ortada... Reese'in sakatlığı, maaş sıkıntısı, Fatih'in cezası derken ne olduklarını anlamadan, ligin alt sıralarına doğru inmeye başladılar. Son 10 maçlarının 9'unu kaybettiler, araya sıkıştırdıkları tek galibiyet de haftalar önceden TB2L biletini alan CASA TED Kolejliler'den... Küme düşmemek için çırpınan 4 takımdan biri konumundalar şu an. Erdemir'in galibiyet sayısı 8; Selçuk 8 ve Kepez 7 galibiyette. Bu iki takım bugün birbirleriyle karşılaşacaklar. İzmir ekibinin bu haftaki rakibi Efes Pilsen. Haftaya kimle oynuyorlar? Türk Telekom. Allah kolaylık versin...

Boro Kümeye

Premier Lig'in kanunudur. Lige yükselen 3 takımdan 2'si aynı sezon Championship'e geri döner. Bu kez durumlar pek öyle değil. West Bromwich Albion düştü düşmesine de, sezon başlamadan önce asıl küme düşmesine garanti gözüyle bakılan ligin yeni ekipleri Stoke ve Hull potanın biraz üstünde. Asıl sıkıntıda olan takımsa, Boro... Türk medyası mütemadiyen Tuncay'ın Boro'da ne kadar mücadele ettiğine, ne kadar oynadığına dair haberler yapıyor; Tuncay'ı takımın en iyisi olarak gösteriyor. Premier Lig'de 2. sezonunu geçiren bir adam, -ki üstelik bu adam yıllarca Türkiye gibi nispeten zayıf bir ligde futbol oynamış-, takımının en iyisi oluyorsa o takımın ateş hattında olması pek de şaşırtıcı değil. Yanlış anlaşılmasın, amaç Tuncay'ı küçümsemekten ziyade Boro'nun zayıflığına dikkati çekmek... Son 8 maçın 6'sında gol dahi atamadılar. Son 17 maçta aldıkları galibiyet sayısı sadece 1. Geçen hafta Portsmouth karşısında 1 puanı son dakikada kurtarmışlardı, dün Stoke karşısında o kadar şanslı değillerdi. Son dakikalarda gelen gole boyun eğip, West Bromwich Albion'un bir üstüne geldiler. 17. sırayla aralarındaki puan farkı iyice açılıyor. Haftaya rakipleri hedefsiz Bolton. Artık kazanmaları gerektiğini söylemeye gerek var mı?...

Son Esat Yılmaer Efsanesi

Hürriyet Gazetesi spor müdürü Esat Yılmaer’in evine dün gece hırsız girmiş! Yılmaer, uzunca bir boğuşmanın ardından hırsızı etkisiz hale getirmiş…

 

Dün akşam, büyük gazetenin spor müdürü olaylı bir gece yaşadı. Spor müdürü, gece yatağında kendisini spreyle bayıltmak isteyen hırsızla bakın neler yaşadı.

 

Olay dün gece Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Esat Yılmaer’in başına geldi. Gece yatağında uyuyan Yılmaer, sesler üzerine uykusundan kalktığında karşısında elinde spreyle hırsızı gördü. Hırsız tam Esat Yılmaer’in yüzüne bayıltıcı sprey sıkacakken, ünlü spor müdürü hırsızı ellerinden tuttu. Boğuşma 10 dakika sürdü. Hırsızı etkisiz hale giteren Yılmaer, evdeki iple bağlayarak sitenin güvenliğine teslim etti.

Hangi Mantıkla?

Bugün oynanan Beşiktaş Cola Turka - Darüşşafaka Cooper Tires maçının iddaa'daki üst sınırı 145.5. Ev sahibine bakıyorsun; genelde sert ve istekli savunma yapan, maçları düşük/orta skorlu geçen, genç ve dinamik bir takım. Bu yönden bakıldığında bir sorun yok, ancak oynadıkları rakibe de bakmak lazım tabii. Beşiktaş Cola Turka, Burak Bıyıktay'ın gelişinin ardından 2 maçta toplam 214 sayı atarak kazanmış, bu maçtan önce de Türk Telekom'a 96-84 gibi yine bol skorlu bir maçta yenilmiş. Yeni coach'un basketbol felsefesi bu kadar barizken, bu maçın 70'lerde, hatta 60'larda kalacağını kim öngörüp bu kadar komik bir sınır belirledi, çok merak ediyorum açıkçası. Gerçi oynayanların, yani bizlerin işine geliyor ama yazmadan da edemiyoruz. Maç da rahat bir şekilde üste gitti ama kumarda kasa kazanıyor bir şekilde. Erdemirspor'dan yatanlardan çıkardılar, buradan kaybettiklerini fazlasıyla...

Değiştik

Tamamen kendi uyuşukluğumuzdan kaynaklanan gereksiz arayı bildiğiniz gibi Mesut'un postuyla sona erdirdik.

3 hafta sonra geri dönüyoruz ancak tamamen farklı bir yapıyla. Mesut'la yaptığımız olağanüstü kurulda blogumuzun bugününü, yarınını tartıştık ve sadece basketbol üzerine olan blogumuzun artık her telden çalmasına karar verdik. Bundan sonra blogumuzda diğer spor dallarını, kültürü-sanatı, işte ne bileyim, her bir şeyi bulabileceksiniz. Sanıyoruz ki, bu durum hem sizler hem bizler için daha iyi olacaktır.

Blog alemine hayırlı olsun...

Ziyanlar

Ondan ruhsuzu gelmiş midir Galatasaray'a?

2 yıl sonra akıbeti ne olur? Hakkında, "Bi Semih vardı...." diye söze başlanan oyuncu olabilir mesela. Ama Nejat Sayman'ı saymıyorum tabii...

"Ender, Milli takımımız için çok önemli bir oyuncu." ? ............

Bu da bizzat, canlı olarak izlediğim, Türk basketbolundaki gelmiş geçmiş en büyük ziyandır açık ara...

21 Mart 2009 Cumartesi

3 Mart 2009 Salı

Mehmet Okur Rekor Kırdı

Milli basketbolcumuz Mehmet Okur daha önce Steve Smith'e ait olan "üç sayı çizgisinin gerisinden bir ayı en yüksek yüzdeyle tamamlama"rekorunu kırdı.Takımının yükselen performansında önemli payı bulunan Okur şubat ayı içerisinde %67.7 üçlük performansı gösterdi.

Not 1: Gerek benim sınav haftam,gerek Mesut'un yoğunluğu sebebiyle bloga çok fazla birşey yapamıyoruz bu aralar.Ama sanırım gelecek haftadan itibaren daha sık güncellenecektir blogumuz.

Eyvallah.

2 Mart 2009 Pazartesi

Sebebi Green Olmasın Hocam?

Haftasonu yoğunduk. Maçı izlememize rağmen blog'a bir şeyler karalayacak vakit bulamadık, biraz da keyfimiz yoktu diyelim. Bu saatten sonra da oturup maç analizi yapmanın abes kaçacağını düşündüm, ama Tanjevic'in maç sonrası yaptığı açıklamalardan yola çıkarak bir şeyler söyleyebiliriz sarı lacivertliler hakkında.

Ne demiş Tanjevic? Herkesin dediğini demiş. Savunma kötü, deplasmanda 95 sayı atıp kazanamıyorsanız bir sıkıntı vardır takımda mealine gelen şeyler işte. Adının önde coach sıfatının olması sebebiyle, savunmadaki bu eksiklikleri gidermek için çalışacağız minvalinde bir şeyler bir de tabii. Kusura bakma ama hocam, bu takım bu sene zaten savunma falan yapmıyor çoğu maçta. Evet, belki Türkiye ligi baz alındığında özellikle de iştahlı olduğu zamanlarda, geçen senelerden belli bir alışkanlık da kazanıldığı için ara sıra savunmada fena işler yapmıyor Fenerbahçe Ülker ama genel olarak kötü. Çok değil, daha 1 hafta önce Efes Pilsen'in nasıl kitlediğini gördük sarı lacivertlileri. Cibona geldi; içerden dışardan, kendileri çalıp kendileri oynadılar. Başlıktaki oyuncu bu takımda 1 numarada oynadığı sürece de böyle maçlar yaşamaya devam edecek Fenerbahçe Ülker, en azından görünen o. Bir sabah kalktığında Green kendini 10 cm uzamış bulursa o ayrı...

Şimdi sen söyle hocam, bunların üstüne Beşiktaş Cola Turka 110 atmış, çok mu?

James White Rockets Yolunda

İğrenç derecede klişe ve haber tadı kokan bir başlık oldu farkındayım ama düşündüm düşündüm, aklıma farklı bir şey gelmedi. Neyse efendim konumuza gelelim. James White'ın Fenerbahçe Ülker'den ayrıldıktan sonra NBDL'ye gittiğini ve orada çok iyi bir performans gösterdiğini belirtmiştik burada. İlk yazıda NBDL'nin en skorer oyuncusuydu, bu alanda şu an 4. sıraya kadar gerilemiş durumda ama ortalaması neredeyse aynı. Sadece 0.1'lik bir düşüş söz konusu. Tabii tüm bu söylediklerimiz kağıt üstünde kalıyor, zira izleyemiyoruz maçlarını. Bahsedildiği gibi gitse Rockets'e, biz de şöyle güzel güzel izlesek neler yapmış, değişmiş mi diye...

Serkan İnan

Kepez Belediyesi'nde Serkan İnan dizinden menisküs ameliyatı geçirmiş, 1 ay forma giyemeyecekmiş. Bu da sezonu kapattığı anlamına geliyor onun için. Bu sene ara sıra çıkıp fena olmayan katkılar veriyordu. Özellikle TV'den yayınlanan Mersin BŞB. - Kepez Belediyesi maçında, Kepez'in 20 sayıdan geri dönmesinin mimarlarından biriydi, aklımda kalmış nedense. Kepez için çok kilit bir oyuncu değil tabii ama bench'ten gelip, arada bir 2 üçlük sokup takımı rahatlatan bu tarz oyunculara ihtiyaç vardır her zaman. Tekrardan geçmiş olsun diyoruz hem Serkan'a hem Kepez'e.

28 Şubat 2009 Cumartesi

Efes Pilsen 79-75 G.Saray Cafe Crown

Antonio Graves'in yokluğunda yeni transferler Quinton Hosley ve Anthony Tolliver'ın bu akşam sahada neler vereceği çok önemliydi G.Saray Cafe Crown adına. Maça tutunabilmek için onlardan iyi katkılar almaya mecburdu G.Saray Cafe Crown. Özellikle Hosley potaya değdiremediği 2 serbest atışla, kaçırdığı boş smaçla, yaptığı top kayıplarıyla tam olarak hazır olmadığını ve idmansız olduğunu gösterdi ama ona rağmen fena değildi ilk maçını oynadığı göz önüne alındığında. Tolliver, çok fazla top kullanmamasına rağmen olumlu işler yaptı hücumda ama o da savunmada yetersizdi benim gözümde. Kaya-Kasun gibi bir pota altı gücüne, çoğu zaman tek başına karşı koymak durumunda kaldı Hüseyin. Laf ondan açılmışken, bu akşam gösterdiği performansın her zamanki gibi muazzam olduğunu söylemek gerekir. Çok fazla tekrarlamış olacağız belki ama bu sene oynadığı oyun, yaşını da göz önüne aldığımızda saygı duyulası. Biz izleyenlere bu cümleyi de defalarca tekrar ettirmeyi başarıyor, hak ediyor tabii...

Efes Pilsen ikinci periyodun ortalarında aldı kontrolü ele. 5-10 sayılık bir farkı koydu, maçın sonuna kadar da fazla yaklaştırmadı G.Saray Cafe Crown'ı yanına. Muhtemelen Graves sahada olsaydı, Efes'in 21 maçlık absürd serisi bozulabilirdi ama yine iyiydiler bu maçta da, son zamanlarda oldukları gibi. Rakip, underdog olduğu bir maçta böylesine mücadele edip böylesine direnç gösterince geri planda kaldılar gibi biraz ama özellikle ara ara yaptıkları savunmanın dozajı Euroleague seviyesinin bile üstündeydi... 

1-0'lık avantajı yakaladı Efes Pilsen bu galibiyetle olası bir play-off eşleşmesinde. Play-off'larda ciddi rakiplerinden biri olabilir G.Saray Cafe Crown, Efes Pilsen'in. Bu anlamda alınan galibiyet daha da değerli. Bu seri nereye kadar gidecek, onu da merakla bekliyoruz efendim...

27 Şubat 2009 Cuma

Mikki Moore Hızlı Başladı (!)

Moore ve Marbury Celtics'te

Patrick O'Bryant ve Sam Cassell'i karşılığında hiçbir şey almadan Sacto'ya yollamıştı Celtics kadroda yer açmak amacıyla. Celtics bench'inin P.J Brown ve James Posey'nin gidişinin ardından yetersiz olduğunu sağır sultan bile biliyor artık. Bir hamle yapılmak zorundaydı iyi veya kötü. Uzun rotasyonuna Joe Smith ve Mikki Moore'dan biri düşünülüyordu, Moore alındı Kings'den. Bench'i ayağı kaldıracak, adam edecek bir hamle değil tabii ama kopan maçların son dakikalarında oynamaktan başka bir işlevi olmayan Patrick O'Bryant'tan sonra ilaç gibi gelecek bünyeye. Diğer konuşulan isimse Stephon Marbury. Henüz resmiyet kazanmadı aslında onun durumu ama açıklaması var "Celtics'teyim" diye. Bugün imzalar atılacak, yarın geceki Pacers maçına da sahada olacakmış kendi dediğine göre. Marbury'nin durumu karışık biraz. Bir alt post'taki Kaan Kural röportajında, Kaan Kural'ın Marbury hakkındaki söylediklerine katılıyorum tamamen. Onu alıntılayıp bitireyim o halde...

"Marbury konusu biraz ilginç bana göre. Marbury tam anlamıyla delirmiş durumda. Geçen sezon 2 tane radyo programına katılmıştı, onları dinleme fırsatı yakalayabildim. Deli saçması şeyler söyledi, ne söylemek istediği anlaşılmıyordu, muhtemelen kendisi de ne söylemek istediğini bilmiyordu. Ben onun 6 aydır eline basketbol topu alıp almadığından da emin değilim açıkçası. Tabii eğer oynayabilecek durumdaysa da, ona en uygun takım Celtics. Zira Celtics'te oluşan bir yapı var; Garnett'le başlayan ve Allen-Pierce ikilisiyle devam eden. Eğer oynayabilecek bir durumu varsa bu yapının içine bir şekilde kanalize olabilir."

Kaan Kural

Buradan haber salmıştık röportaj için birkaç hafta önce. Bugün gerçekleştirdik röportajı resimde gördüğünüz gibi. Röportajı yapan Gani Can Öz (resimdeki), derleyen ve hazırlayan ben. Keyifle okumanız dileğiyle;

26 Şubat 2009 Perşembe

Tolliver & Hosley

Harika eklentiler Galatasaray Cafe Crown için. Tolliver hakkında pek bir bilgim yok açıkçası. NBDL'deki ortalamaları gayet iyi gözüküyor, sadece onu söyleyebiliyorum. Çok uzun değil ama kalıplı ve dış şut tehdidi olan bir oyuncuymuş. Şut tehdidi olan uzun ihtiyacını Hüseyin'le kapatıyor zaten sarı kırmızılılar, asıl ihtiyaç içeriyi iyi kapatacak kalıplı bir uzundu, biraz James Thomas tarzı yani. İzlemediğim için hiçbir fikrim yok tabii nasıl tarzda bir oyuncu olduğu hakkında, göreceğiz onu artık bu haftasonu oynarsa.

Hosley'i tutup anlatmamın bir manası yok burada. Geçen seneki performansının "küçük takımın büyük oyuncusu" performansı olmadığını da kanıtladı Real Madrid'de oynadığı topla. Oradan ayrılma sebebi de kötü performansı veya bekleneni verememesi gibi şeyler değil zaten, tamamen disiplinsizlikle alakalı İspanya'dan ayrılışı. Burada da o disiplinsizliği ve bencilliği sıkıntı yaratacak takım için, o ayrı mesele...

Açık ara şampiyonluk adayım Efes Pilsen'di Kerem Tunçeri'nin gelişininin ardından. Arkasına da Fenerbahçe Ülker'i koyuyordum. Hala Efes Pilsen favorim ama arkasına G.Saray Cafe Crown'ı yerleştirdim ben biracıların. Bundan sonrası tamamen Koray hocaya kalmış. Özellikle istikrarsız Gurovic, zaman zaman kendini oynayan Graves ve disiplinsiz Hosley'den iyi verim alabilirse ve takım içindeki düzeni sağlayabilirse, G.Saray Cafe Crown'ın play-off'da ilerilere doğru yürümesi zor değil bu transflerden sonra...

25 Şubat 2009 Çarşamba

Avrupa'da Baharı Görememek

Genellikle futbolda Türk takımlarımız için kullandığımız bir sözcük grubudur başlıktaki. Sorun sadece futbolda değil elbet, hatta Galatasaray bu akşam oynayacağı Bordeaux maçını kazandığı takdirde baharı görmüş olacak Avrupa'da; lakin basketbolda iflas ettik Türk takımları olarak topluca bu gece. Efes Pilsen zaten 1 ay öncesinden veda etmişti bu arenaya. Aynı şekilde Beşiktaş Cola Turka da. Dün Telekom da Benetton'a kaybederek tur şansını tüketmişti. Bugün de -zaten minicik bir umudu olan- G.Saray Cafe Crown İtalya deplasmanından çıkamadı. F.Bahçe Ülker mi? Kendi kendini infilak etti onlar tamamen...

24 Şubat 2009 Salı

Anket


Sağ üstte. Katılın. Ricadır. :)

Alıştık

"Houston Rockets'ın süperstarı Tracy McGrady'nin bugün Chicago'da ameliyat edileceği bildirildi. Daha önce sezonu kapayacağını açıklayan ancak takımın herhangi resmi bir açıklama yapmadığı durum T-Mac'in son gittiği doktorun kararıyla iyice netleşirken, oyuncunun geçireceği stres kırığı ameliyatı ile bu yılı tamamlamış olacağı vurgulandı."

Neden?

Teknosa Türkiye Kupası sonrasında Beşiktaş Cola Turka coach'u Hakan Demir, görevinden ayrıldı. Nedeni ise hala soru işareti. Çıkan dedikoduların başında, Hakan Demir'in soyunma odasında Adem Ören ve Haluk Yıldırım ile tartışması geliyor. Ancak, bu iddianın doğru olmadığını söyleyen şahıslar da mevcut. Hangisi doğru peki? Kesin olarak bir şey söylemek kolay değil ama soyunma odasında yaşananların doğru olduğunu tahmin etmek de zor değil. Tabii, sadece yaşanan ufak bir kargaşadan da gidecek değil Hakan Demir. Bunun öncesi, muhakkak olmalı.

Herhangi bir takımdaki, herhangi bir coach değişikliği önemli olabilir; ama, Beşiktaş Cola Turka'da yaşanan bu değişikliğe pek önem vermiyorum kendi adıma açıkçası. Ne değişecek yani? Sezon başından beri, sezonun bitmesi için maç oynayan bir takım var ortada ve bu, bir coach değişikliğiyle mi değişecek? "Sezonun bitmesi için maç oynayan bir takım" derken, yüreklerini ortaya koyan oyuncular - özellikle de yerliler - unutulmamalı tabii. Şu kriz ortamını başka bir kadro yaşasa, durumları çok daha kötü olabilirdi neticede...

22 Şubat 2009 Pazar

Saçmalık

Eğer vakit bulabilirsem turnuvaya dair bir şeyler karalamaya çalışacağım bir ara ama dün yaşanan rezaleti belirtmeden geçemedim.

Mükemmel bir maç izledik dün İzmir Halkapınar Salonu'nda. Ancak 2 uzatma sonucunda sona erebilen, yorulmak nedir bilmeyen, veya yorulsa da, bu yorgunluğu belli etse de, asla yılmayan takımlar, koskocaman yürekler vardı parkelerin üzerinde. Bu maçı benim açımdan mükemmel hale getiren en önemli etken Murat Kaya'ydı. Eminim, birçok kişi için de aynıdır. Bu blog'un ilk günlerinde onun hakkında yazmıştım bir şeyler, çok da fazla eleştirmiştim aslında ama bu maç gösterdiği performans için, saygıyla önünde eğilmek istedim. 32 sayısını falan geçtim, hiç umrumda değil attığı sayılar, sahadaki gördüklerim yeterli benim için.

Gelelim maç sonuna. Maçın yıldızı ödülünü Erdemir'den Hakan Demirel aldı. Kötü bir şaka olmalı bu diye düşündüm başta, daha sonra öyle olmadığını anladım maalesef. Yok yani, bir mantık çerçevesine uyduramadım bir türlü bu yapılanı. Erdemir maçı kazandığı için o takımdan birine vermek zorunda değilsin bu ödülü. Hadi, büyük bir fark olsa anlarım da, 2 uzatma oynanmış, sadece 2 sayı farkla bitmiş, çok çok yakın bir maç sonrasında taraf ayırt edilmemeliydi bu ödül için. Eğer Erdemir atıyorum 10 sayı bir fark sonucunda, rahatlıkla kazanmış olsaydı eğer bu maçı, Murat Kaya'nın bu performansına rağmen Erdemir'den bir oyuncuya gidebilirdi bu ödül, kabul edilebilirdi bu az çok. Onu da geçelim. Madem, illa ki Erdemir'den birine vermek istiyorsun bu ödülü, niye Hakan Demirel'dir bu isim? En çok sayı atan oyuncu diye mi acaba? Kritik anlarda saçmalamış, kritik serbest atışların hepsini kaçırıp G.Saray Cafe Crown'ın maça geri dönmesine ön ayak olmuş Hakan Demirel'e bu ödül... İlginç gerçekten. Üstelik yanında Antwain Barbour ve James Thomas dururken. Neyse, fazla aklım ermiyor demek ki bu işlere...

20 Şubat 2009 Cuma

Çüş Babam Afedersin!

Bildiğiniz gibi Teknosa Türkiye Kupası heyecanı başladı ve bizde tv başına geçtik. Bütün maçlarını yorumları akşam blogumuzda olacaktır ama şimdi yayınlanan Galatasaray-Antalya Belediye maçıyla ilgili bir noktaya değinmek istedim. Galatasaray'ın üçlük yüzdesi "Çüş Babam Afedersin!"i hakediyor.Buyrunuz;

12/16 üçlük isabetiyle %75

Murat Kaya 3/3
Polat Kocaoğlu 3/3
Cüneyt Erden 1/1
Gurovic 3/5
Hüseyin Beşok 2/4

7/15 ikilik isabetiyle %46

Bu arada Galatasaray ilk yarıyı 55-43 önde geçti. Ama bu yüzde böyle gitmez haberiniz olsun.

17 Şubat 2009 Salı

Nba Power Rankings

Evet sayın ve sevgili basketbol severler bundan böyle haftalık(hehe belkide iki haftalık) “Nba Power Rankings” yazılarımla sizlerle olacağım. Yazılarımda genel olarak takımların durumlarını ve haftalık performans tahminlerimi sizinle paylaşacağım. Keyif almanız dileğiyle…

1- Boston Celtics:
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki o muhteşem 19 maçlık serinin ardından alınan onca mağlubiyete rağmen ligin en üst sırasında bulunmak her babayiğidin harcı değil. Bu sene Rajon Rondo’nun da Big Three’nin yanına katılmasıyla güçlerine güç kattılar. Rondo’nun muhteşem deliciliği(-ki şu anda bu işi yapan en iyi oyunculardan) takımın kitlendiği anlarda ciddi bir hücum zenginliği katıyor. Her ne kadar KG’nin ortalamaları biraz düşsede takım savunmasının en önemli oyuncusu.

Not: Bu arada bu aralar çok yüksek yüzdeli atan House’u da bütün Celtler adına alnından öpüyorum.

2- Los Angeles Lakers:

Ocak ayı içerisinde Bynum’un giderek artan formuyla çok iyi bir performans gösteren Lakers Bynum’un Memphis maçındaki sakatlığıyla sarsıldı. Bir Bynum’dan önce ve sonra bölümü yaparsak Bynum’un kattığı pota altı hücum zenginliğini ve takım savunmasındaki görevini göz ardı etmek olmaz. Savunmada Bynum’ın ortayı kapatması içeri drive eden oyunculara zor anlar yaşatıyordu. Artık Bynum olmayacağına ve pota altını kapatamayacağını göre savunması iyi olan bir oyuncuyu(bkz: Trevor Ariza) ilk 5’e çekmek en doğrusu gibi gözüküyor. Hücum da yaşanılacak sıkıntıyla ilgili olaraktan Kobe zaten bize Msg’da bi mesaj(61) vermişti dolayısıyla bu konuya girmek istemiyorum.

Not : Bynum’un sakatlığının bir önceki kadar uzun sürmeyeceği açıklandı. Playoff’larda sahada olacak.

3- Cleveland Cavaliers:

Kral ve mahdumları Orlando’ya kaybetselerde bana göre Nba’in en önemli şampiyonluk adayı. LeBron’un bu aralar insanlıktan çıkması ve Mo’nun da görevini yerine getirmesi takım performansı için en önemli unsurlar. Big Z’de geri döndü ki pota altında bir kaç sayı bulabileceğiz. Trade deadline’a yaklaştığımız şu günlerde bir Zörbiyak trade’i Lebron James’in sıkıştığı anlarda tadından yenmez. Bana göre aradığımız oyuncu kesinlikle Mike Miller’dır.

Not: Müjde artık Gibson daha iyi şut seçiyor.

4- Orlando Magic :

Dwight Howard önderliğinde Nba’in en önemli şampiyonluk adayları arasına giren Magic kariyer senesini geçiren Nelson’un sakatlığıyla önemli bir silahını kaybetti. Nelson bu sene gerçekten çok yüzdeli şut kullanıyordu. Nelson’un sakatlığı beraberinde Hidayet’in de içerisinde bulunabileceği bir takas senaryosunu da getirdi. Doğal olarak Magic sene sonu serbest kalma hakkı bulunan Hidayet’i takasın ağır topu olarak kullanmak isteyecektir.Bekleyip göreceğiz.

Not: Orlando hakkında son söz olarak Selçuk ağabey noktayı koymuş;
“Eski bir koçum derdi ki,sokan haklıdır.Magic de soktuğu sürece haklı olacak.”

5 – San Antonio Spurs :
Parker-Ginobili-Duncan ne bilim bir Mazhar-Fuat-Özkan ya da bir Hıncal-Haşmet-Kenan Onuk(saygıyla anıyoruz) tadı bırakıyor. Nba’in en önemli üçlülerinden(hatta big-three’den sonra en önemlisi) birine sahip olan Spurs sezon başı gördükleri kabustan çabuk uyandı ve batıda 2. sıraya kadar yükseldi. Her ne kadar bench powerları fazla olmasada Spurs her zaman Spurs.

Not: İkinci bir Horry doğuyor. Matt Bonner

6- Portland Trail Blazers:

Bundan yaklaşık 1-2 hafta önce Nba Stüdyo’da Oden’ın geleceği hakkında yapılan bir ankette Kandi seçeneği beni bir hayli güldürmüştü. Oden her ne kadar sezon başında kendisinden bekleneni veremese de son haftalarda hem istatistik hem de yararlılık bakımından eskisine göre daha iyi ve Portland’ın bir adım daha ilerlemesine yardımcı oluyor. Brandon Roy ise kesinlikle ilerde Nba’in en iyi iki numaralarından birisi olacaktır. Portland demişken Bayless’dan da bahsetmemek olmaz. Sezon başında Rush takasıyla takıma kazandırılan Bayless şu anda takımın en önemli guard opsiyonu ve giderek kendini geliştiriyor.

7- New Orleans Hornets :

Bu sene sakatlık bakımından Galatasaray’ı andıran New Orleans’da David West ve Chandler’ın sakatlığının ardından Paul’ün de sakatlanması keyifleri baya bir kaçırmıştı. Stojakovic’in de biraz hareketlenmesiyle sakatlıklara rağmen birkaç maç kazanan Hornets benim Batı’da Lakers ve Spurs’den sonra en önemli şampiyonluk adayım. Sonuçta bu takım –her ne kadar bir türlü istikrar yakalayamasalarda- CP-Peja-West-Chandler gibi Nba’in önemli dörtlülerinden birisine sahip.

8- Denver Nuggets :

Sezon öncesi yaptıkları Billups takasıyla takımın kimyasını değiştiren Nuggets bu takastan karlı çıkmış gözüküyor. Hücumda ve savunmada artık daha düzenli oynuyorlar.Nene’de kendine gelmiş gibi gözüküyor.

9- Houston Rockets:

Aslında Rockets hakkında söylenecek çok da fazla bir şey yok. Sanıyorum ki Roxlar Yao dışında bekledikleri performansı hiç kimseden alamadılar. T-Fake’in ikidebir sakatlanması,Artest’in gerek savunmada gerek hücumda beklenen katkının çok uzağında kalması,Battier’in ise peformansının düşmesi şampiyonluk adayı olarak başladıkları sezonda hedeflerinden çabuk sapmalarının en önemli nedenleri.(ne uzun cümle oldu be!)Sezon sonunda ne mi olur? Playoff ilk turunda elenir, Texas’a dönerler.

10- Atlanta Hawks:

“Neydi ne oldu” diyerek başlamak istiyorum Atlanta bölümüne.Son 3-4 senedir Nba’i takip eden biri olarak Atlanta’nın sezonu 25 galibiyetle kapattığı yılları hatırlayınca insan şaşırıyor Hawks’ın şu anki hallerine.Joe Johnson önderliğinde takım kimyasını çok iyi oturtan Hawks Bibby’nin de takıma katılmasıyla güçlerini bir seviye daha arttırdılar. Josh Smith ise takımı için her şeyi yapıyor.Bir önceki sene Celtics’i ne kadar zorladıklarını düşünürsek onlardan playofflarda bir sürpriz bekleyebiliriz.

11- Miami Heat:

Onlar da şu anda doğuda 5.sıradalar ve bana göre istedikleri yerdeler. Draftın 2.sırasından seçtikleri Beasley daha çok dışardan oynuyor ve ondan pota altından bir türlü gerekli katkıyı alamıyorlar.Pat Riley’de b sorunu çare bulmak amacıyla trade deadline yaklaşırken Marion-JO takasını yapıverdi.”Boru” kontratına rağmen JO her zaman Nba’in kalburüstü oyuncularındandır ve takıma ekstra bir güç katacağı kesin.

12- Phoneix Suns:

Valla ne desem bilemiyorum bu takım birkaç sene öncesine kadar şampiyonluk adayı değil miydi? Steve Kerr sağolsun takım şimdi Playoff’a giremiyor. Bu aralar Amare için bir takas arıyorlar ama bakacağız.Shaq’ın biten kontratını da düşünürsek yeniden bir yapılanmaya girmeleri muhtemel.

Son dakika notu: Terry Porter’ın yerine yardımcısı Alvin Gentry göreve getirilmiş.Hayırlısı…

13- Philadelphia 76’ers:

Aslında off-seasonda yaptığı hamleyle Doğu’da iddialı bir hale gelmişti 76’ers.Ancak Elton Brand’in sakatlığı ve çok etkisiz bir sezon geçirmesi eski günlere dönmelerini sağladı. Iguodala ise hem savunma hem hücümda kendisinden beklendiği gibi önemli katkı veriyor.Onlarda şu anda konferanslarında 6.sıradalar ve olası bir Orlando eşleşmesinde Elton Brand’in sezonu kapattığını da düşünürsek şansları yok denecek kadar az.

14- Dallas Mavericks :

Son haftalarda formu yükselen takımlardan biri Dallas. Kidd’in giderek artan performansıyla yeniden playoff sıralamasında 7.sırayı aldılar. Nowitzki ise bildiğimiz gibi demek yanlış olmaz. Ayrıca sakatlanan Jason Terry’nin de sakatlanması takımın yükselişe geçtiği şu günlerde Dallas adına şanssızlık olmuş.

15- Detroit Pistons :

2-3 sene önce bana birisi bir power rankings yapacaksın ve Detroit’i 15.sıraya koyacaksın deseler muhtemelen cevabım hass.ktir şeklinde olurdu. Ama Detroit bu sene Michael Curry’le birlikte saçma sapan bir düzenle oynuyor ve senelerdir sürdürdüğü istikrarı bu sene kaybetmiş durumda.

16- Utah Jazz :

“Efsane geri döndü” desek yeridir Boozer hakkında(Bu sene sadece 12 maç oynayabildi).Adam gibi oynadığı 2 senenin ardından böyle bir şey yapması bekleniyordu zaten. 9 takımın playoff için mücadele ettiği batıda başarıya ulaşmak için Deron Williams’ın vitesi yükseltmesi lazım.

17- New Jersey Nets:

Devin Harris’in oyununu birkaç seviye arttırmasıyla bu sene kendilerini playoff mücadelesi içinde buldular. Harris’in yüksek performansı Carter’ı da etkilemiş gözüküyor ki o da kariyerinin en olgun dönemlerinden birini geçiriyor. Brook Lopez’de kendini geliştirmeye devam ediyor. Trade deadline öncesinde dedikoduları yapılan Carter trade’i de onların geleceğini belirleyecektir.

18- Milwaukee Bucks:

Milwaukee’de tıpkı New Orleans gibi sakatlıktan en fazla çeken takımlardan. Redd ve Bogut’un arka arkaya sakatlanması takımın sezon başındaki playoff umutlarını tüketmiş durumda. Onlar için sevindirici tek nokta rotasyonda çok fazla süre bulamayan oyuncuların sakatlıklar sonucu performanslarını arttırmış olması.

19- Chicago Bulls:

Bana göre bu senenin hayal kırıklığı yaratan takımlarından biri de Bulls. Kağıt üzerinde genç ve dinamik bir kadroya sahip olabilirler ama tecrübesizlik bir türlü istikrar yakalayamamalarını sağlıyor.Bu arada Tyrus Thomas ve Derrick Rose ileride iyi bir ikili olabilirler. Bu arada Hughes’u göndermişler hayırlı olsun.

20- New York Knicks:

Takım düzenleri baştan sona değişmiş(koç,oyuncular,oyun stili)olan bir takımdan çok da fazla bir şey beklememek gerektiğini düşünenlerdenim. David Lee,Al Harrington bu sene yüksek performansla oynuyorlar ve ellerinden geldikçe Nba’in şampiyonluk adaylarını Msg’da zorlamaya çalışıyorlar.

21- Golden State Warriors:

Nba’in açık ara farkla en kötü savunma yapan takımı olan Warriors doğal olarak maç kaybetmeye devam ediyor. 3 tane iyi skorer olmasına rağmen Biedrins ve maç başına 2.19 bloklar oynayan Turiaf dışında savunma yapan yok ve bu mentaliteyle giderlerse gelecek seneleri de bu seneden pek bir farkı olmaz.

22- Toronto Raptors:

Bana göre bu senenin açık ara farkla en çok hayal kırıklığı yaratan takımı kesinlikle Raptors’tır. Bir önceki sene Bosh- Calderon ikilisiyle iyi bir düzen kuran Raptors bu sezon başında Jo’ı kadrosuna katmıştı.Ancak O’Neal’ın sakatlığı Nba’in en iyi uzun ikililerinin birisinin oluşmasını engelledi.Bakalım Marion takası onlara neler katacak?

23-Indiana Pacers:

Indiana hakkında bu sene oturduk Granger’ın gelişimini ve tek kişilik şovunu izliyoruz diyebiliriz. Bu sezon sahalarında sürpriz galibiyetler almış olsalar da tecrübesizlik onların en önemli sorunu. Dunleavy ve T.J Ford’un da sakatlıkları onları kötü yönde etkileyen bir başka unsur.

24- Minnesota Timberwolwes:

Al Jefferson önderliğinde ligde kısa da olsa iyi bir dönem geçirdiler ve arka arkaya galibiyetler almayı başardılar. Al Jefferson’ın sakatlanmasıyla bana göre Nba’in kağıt üstünde en kötü kadrosuna sahipler. Kevin Love,Jefferson’ın yokluğunda kendini geliştirebilirse gelecek sezon için umutlanabilirler.

Not: Bu sene gösterdiği akıl almaz performansa rağmen Al Jefferson’ı All-Star seçmeyen bütün koçları esefle kınıyorum.

25- Memphis Grizzlies:

OJ Mayo-Rudy Gay-Gasol gerçekten bana çok umut veriyorlar gelecek sezonlar için.O.J Mayo daha şimdiden takımının en önemli oyuncusu durumunda.Rudy Gay ise giderek kendini geliştiriyor.Gasol da abisinin izinden devam ediyor desek yanlış olmaz heralde.

26- Charlotte Bobcats:

Öncelikle belirtelim ki Majesteleri yöneticilikte oyunculukta olduğu kadar başarılı değil.Bunun son örneğini açık olarak Morrison-Radmanovic takasında görmüş olduk.Kısacası bu sene de onlar için bekledikleri kadar iyi geçmedi.Onlar için hedef bu organizasyonun birkaç sene içinde playoff mücadelesi vermesi.Peki bu kolay mı?Hayır.

27- Oklohama City Thunder:

Ahanda şuraya yazıyorum bu takım birkaç sene sonra Nba’in en önemli takımlarından biri olur.Neden derseniz All-Star kalibresinde bir forvet,delici bir Guard ve atletik bir tamamlayıcı.Bu oyuncuların seneden seneye kendilerini geliştireceklerini düşünürsek,bu playoff mücadelesi olayının çok zor olmadığını düşünüyorum.Durant’i de zevkle takip ediyoum.

28- Los Angeles Clippers:

Camby’yi alalım,Baron Davis’i alalım yetmez bir de Zach Randolph’u alalım hepsini yan yana koyup oynatalım. Clippers’ın off-season politikası aynen böyleydi ve doğal olarak ellerinde patladı bu politika. Bu sene onlar adına tek olumlu şey tabiî ki Eric Gordon.Onu da tıpkı Durant gibi yakından izliyorum.

29- Washington Wizards:

Artık bu sezon onlar için bitti ve önlerindeki sezona bakıyorlar. Gelecek sezon ise Arenas döner bir şeyler yapar olmazsa ileriki yıllarda yeniden yapılanmaya gidecekleri kesin.

30-Sacremento Kings:

Jason Thompson,Spencer Hawes bunlar yetenekli çocuklar.Bıraksın Kenny Natt oynasın bu çocuklar kendilerini geliştirsinler. Ayrıca çok hareketli bir offseason geçireceklerini öngörmek çok da zor değil.

16 Şubat 2009 Pazartesi

15 Şubat 2009 Pazar

All-Star Cumartesi Gecesi


Şubat ayı deyince neredeyse her basketbolsever gibi benim de aklıma All-Star haftasonu geliyor(Biliyorum bu post biraz geç oldu ama malum okul sebebiyle Mesut Başkan’ın da söylediği gibi post aralıkları çoğalıyor). Dün gece Durant’ın rekor kırarak damgasını vurduğu Rookie-Sophomore maçından sonra sıra NBA yetenek yarışmalarına geldi. Klasik olarak düzenlenen 3 Sayı, Yetenek, Smaç ve Shooting Stars’dan farklı olarak bu sene H-O-R-S-E adlı bir organizasyonda yapılacak ama tam bir bilgim yok. Bu arada Shooting Stars demişken, hep aynı takımlar be arkadaş. Aynı kadeh aynı mey;

2009 HAIER SHOOTING STARS:

San Antonio: Tim Duncan, David Robinson, Becky Hammon
Detroit:Aaron Afflalo, Bill Laimbeer, Katie Smith
Los Angeles: Derek Fisher, Michael Cooper, Lisa Leslie
Phoenix: Leandro Barbosa, Dan Majerle, Tangela Smith


Not:NBA All-Star Cumartesi gecesi saat 03.30 da başlıyor.

İyi seyirler…

Son dakika edit: Horse”Geico” başlamış da haberimiz yok…

http://www.justin.tv/kobelakers1022

14 Şubat 2009 Cumartesi

Marco Jaric & Eddie Griffin


Başrolde Jaric var ama Griffin daha bir yarıyor insanı. Sana yakışıyor mu daha tersini, düzünü bilmeyen adam Adriana ...?

Not: YouTube'u kapalı olanlar için keyword'u verelim; "Marko Jaric funny accident". İki post alttaki Donyell Marshall videosunun keyword'u de; "Donyell jersey"...

Kaan Kural Röportajı

CelticsTR'nin açılışının haberini vermiştik buradan. Eh, Türkçe bir Celtics sitesi açıp, bu topraklar üzerindeki en büyük Kelt ile bir röportaj patlatmamak olmazdı. :) Röportajı site için yapacağız ama buraya da koyacağım tabii. Eğer sormak istediğiniz bir şeyler varsa yorum bölümüne beklerim, çok fazla da vakit yok gerçi, bir an önce göndermek istiyoruz soruları. Şimdiden teşekkür ediyor ve bizi takip etmeye devam edin diyoruz.